Kaydet
a- | +A

Sonradan siyah önlükleri değiştirip mavi yaptılar. Eski ilkokul formalarından söz ediyorum. Kız öğrenciler saçlarının tepesine ya da örgülerine bir de kocaman kurdeleler takarlardı... Beyaz yaka (bazıları dantelli işlemeli siyah önlük devlet okullarının ciddi yüzünün bir simgesiydi herhalde.

Sümerbank''tan alınırdı kumaş, çoğu da diktirilirdi. Bu siyah ve biraz parlakça kumaşın rengini güneşli sonbahar ve ilkbaharlarda güneş alır, bir de yıkana yıkana atar, griye dönüşürdü. Önlüğü grileşmiş bir çocuğun ailesinin çoğunlukla halli vakitli olmadığı düşünülürdü. İkinci yıl biraz küçülmüş olarak kullanılan önlük yoksulluğun göstergesiydi adeta.

Şimdi maarifin okullarında çocuklar öyle tek tip siyah önlük giymiyorlar. Çoğu mavi daha doğrusu mürekkep mavisinde giyiniyorlar. İyi ki de mavi önlükleri; hem mavi öyle kolay kolay solmuyor. Kim bilecek kimin fakir olduğunu? Üstelik mavi kara gibi iç karartmıyor.

Durup dururken neden ilkokul önlüklerine aklım takıldı dersiniz? Türk Edebiyatı Dergisi''nde değerli tıp adamı ve kalem erbabı yazar şair Hüsrev Hatemi''nin "Sahure Hanım Eşi ve Dayısı" başlıklı yazısına böyle bir ilkokul fotoğrafı konmuş. Altta "Hüseyin ve Hüsrev Hatemi Kardeşler, 1950, Talat Paşa İlkokulu" yazıyor. Resim, sayfaları çevirirken birdenbire karşıma çıkınca bir heyecan bastı beni; kalp atışlarım değişti. "İşte bu bizim sınıf!" dedim.

İşte kumaşçının kızları Oya ile Hülya... Ve Nurten..sessiz bir kızcağızdı. Şu matematik birincisi Abdullah Şevki, şu çalışkan Anadolu çocuğu Mustafa, şu da profesörün oğlu esmer mi esmer Nevzat...

İşte işte deniz subayının kızı Fatoş! Şu da sarışın, sevimli ezberci Ayşim... Bak bak, bu, küçük ufak tefek, bir türlü büyümeyen, az biraz özürlü Figen değil mi? İşte şu da ben...biraz çekingen... Bu da çok küçük yaşlardan itibaren beraber olduğumuz gideceğimiz fakülteyi ve bölümü birlikte seçtiğimiz, ama sonradan genç yaşta vefat eden canciğer arkadaşım Tijen...

Ya öğretmen? O hanımı kendi öğretmenimize benzetemedim... Talat Paşa İlkokulu mu? Nasıl olur? Bizimkisi Büyük Esma Sultan''dı. Gözlüklerimi değiştiriyorum. Hayır hayır bu bizim sınıf... Peki ya alt yazı? Aynı insanlar aynı zamanlarda hem Talat Paşa İlkokulu''nda hem de Büyük Esma Sultan İlkokulu''nda olabilirler mi?

Bu defa büyüteçle bakıyorum fotoğrafa. Birden Fatoş, Abdullah, Mustafa, Ayşim, Tijen yok oluveriyorlar; onların yerini başka çehreler alıyor. Hatemi beylerin sınıfı bu. Ya o benzerlik nasıl açıklanabilir? Bu yanılgı niçin? Bu siyah önlüklerin bulunduğu resimlere sarılış? Ayşim''i Fatoş''u arayış neyin nesi? Şimdi görsem tanıyamayacağım sınıf arkadaşlarım hafızamda nasıl da berrak bir görüntüye sahipler... Hiç kaybolmadılar, solmadılar.

Fakat şu da var ki, meğer siyah önlük ve beyaz yaka da, o çehreler kadar güçlü silinmez, unutulmaz birşeymiş. Evet nerede bir eski fotoğraf ve içinde siyah önlüklü beyaz yakalı çocuklar görsem onları bizim sınıfın çocukları sanıyorum. Siyah beyaz o denli içime işlemiş demek ki...

Tijen''in dışında öteki arkadaşlarımın ne olduklarını bilmiyorum; içlerinden bu yazıyı okuyup da beni tanıyan, hatırlayan var mıdır acaba? Varsa bana iki satır selam göndersin; sağ mıdır, esen mi bileyim...