Kaydet
a- | +A

Televizyon kanallarından birinde güney kıyılarımızdaki turistik kuruluşlar tanıtılıyordu. Gerçekten bu bölgedeki tatil beldeleri, turizm kuruluşları yabancı ülkelerde gördüklerimizden hiç aşağı kalmıyor, hatta bazılarını gölgede bile bırakıyor.

Tanıtım programında da öyle tesisler gösterildi ki, Türkiye''nin çağdaş ihtiyaçlara cevap vermede hayli yol aldığını düşündüm. Muazzam sermayeler yatırılarak gerçekleştirilen bu tesisler Türkiye''nin turizmde geldiği noktalar açısından göğüs kabartıcı. Havuzlar biçim biçim, bahçe peyzajları birer harika... Konaklama yerleri, oteller mimari açıdan gönül ferahlandırıcı, çocuk eğlencelerine, su kayağı ve benzeri sporlara açık kıyılar insan cıvıltıları, mutlu kahkahalarla dolu. Adeta bir masal dünyasını sergiliyor.

Hani nerdeyse ünlü masal kahramanı Alis''i de orada göreceğiz. Açık büfelerde yok, yok. Her biri özenilerek hazırlanmış bir çiçek bahçesi görünümündeki yiyecekler, envai çeşit etler, görkemli pastalar, krem şantiy ve dondurmalar göz alıyor. Çocuklar pastalarının mumlarını üflüyor ya da kocaman sopalı dondurmalarıyla çiçek bahçelerinde, oyun araçlarında tabir caizse kıyasıya eğleniyorlar. İşte her ailenin içinde yaşamayı arzu ettiği ancak para gücüne dayalı mutluluk tabloları, mutluluk kentleri...

Bu ayrıcalıklı yerler ancak varlıklıların kesesine hitab ediyor. Ya dar gelirli bir memurun yaz günlerini geçirebileceği uygun kıyılar, moteller, barınaklar var mı? Varsa da ekonomik kriz artık bu imkanı da ortadan kaldırıyor.

Bir ara Arnavutluk''a gitmiştim. Her bakımdan geri kalmış tek tip bir ülke... Ekonomik açıdan da sıfırı tüketmişti doğrusu; işini uyduran ayakta durabiliyordu. Daha sonra da bir iç kargaşa yaşandı. Yalnız bizdeki kıyı yağmacılığı orada yoktu. Halk kıyılardan istediği gibi yararlanıyordu... Eline mayosunu alan dosdoğru sahile... Soyunma yeri arabası... Kabin, kulübe hak getire... O dediğim zümre için pek lüks olmasa da otel motel kabilinden bir şeyler vardı ama bizdekilerle kıyaslanamaz...

Diyeceksiniz ki dar gelirliler, yoksullar bizde de nerden olursa atıverir kendini denize, yeşilliklere. Doğru doğru olmasına da ne var ki eskiden

su temizdi, kıyılar bomboştu, bir bakıma halkındı.

Peki bu sözünü ettiğim kesim şimdi yaz geldi mi ne yapıyor? Taşralıysa köyüne, yaylasına gidiyor; gidecek köyü neyi yoksa herhalde şehirde oyalanıyor, belki bir lunaparka, bir yazlık sinemaya çocuklarını götürebilir... Yani korunmuş zümrenin ayrıcalıklarından halk yararlanamıyor. Su kayağı, tenis gibi sporlardan, bot eğlencelerinden de ancak rüyasında nasiplenebilir.

Bakın faizlerin enflasyon oranını aşan yüksekliği sebebiyle ekonominin çökmekte olduğu bir ülkede yaşıyoruz... Kepenklerini kapatan kapatana. Büyük bir kesimin dar gelirli sıfatını taşımaya başladığı bir gerçek... Öyle olunca, ülke kıyılarındaki o muhteşem tatil kentlerinden nasiplenecek insanlar da Avrupalıların dışında birkaç beli bükülmez zenginimiz olacak... Servet düşmanlığı yapmıyorum ama, bu ülkenin asıl büyük çoğunluğuna şu güzelim ülkede mahrumiyet çektirmeye kimsenin hakkı olmamalı.