12 Eylül sonrası ocak ayıydı. Nejdet Koçak''ın adını ilk o zaman işittim. Dediler ki, "Kerkük Türklerinin lideri Doçent Dr. Nejdet Koçak Irak''ta idam edilmiş..." 1939 doğumlu olduğuna göre 41 yaşındaymış. Türk Dünyasının, Kerkük''ün en parlak yıldızı kayıvermiş... O tarihten sonra Nejdet''in adı, giderek kendini unutturmak şöyle dursun, fevc fevc Türkiye''ye yayıldı... Kendisinin yanı sıra daha başka Kerkük aydınlarının da idam edildiği o günlerde burada yaşanan acı öylesine derindi ki, işte bugün Türk Ocakları Genel Merkezince yayımlanmış bir albüm o iç yangınlarını, yüreğe akıtılmış gözyaşlarını, söylenmiş fakat haykırılmamış sözleri ortaya koymakta. Çoğu insanımızın dünyadaki Türk varlığından Almanya ve Kıbrıs dışında haberdar olmadıkları yıllar... Hele Kerkük, Musul hemen eteğimizde, ecdat yadigarı toprak, Türkmen diyarı... Öyleyken, "Fuzuli madem ki Türk''tü ne işi vardı Bağdat''ta. Kerbelâ''da?" mantığı geçerliydi. Nejdet, Kerkük Türklüğü davasını buraya taşıyor, Ankara''da okuyor, Türkiye Türklerinden Ayten Hanımla evleniyor, Türk Ocağı etrafında, 1960''lı yılların aydın ve milliyetçi çevrelerinde bir sevgi yumağı oluşturuyor. Doktorasını yaptıktan sonra 1970''te Bağdat Üniversitesine dönüyor. Belki Irak''a dönmese, hayatı bir zulüm kıskacında son bulmayacak, belki şimdi aramızda olacaktı. Fakat bir davaya baş koymak başka türlü olamadığından öylesi bir sona razı olmuş gibidir. Doç. Dr. Suphi Saatçi diyor ki: "Orada, o topraklarda yaşayarak davamızı savunabileceğimizi, aksi takdirde meşru zeminde olamayacağımızı ifade ederdi. Bu düşüncesinden hiç taviz vermedi ve bunu canı pahasıyla ispatladı." Bu albümde, İsmet Hürmüzlü, Nejdet Koçak''ı öz bir biçimde şöyle tanıtıyor: Adı: Nejdet
Soyadı: Koçak Baba adı: Nurettin Tevfik Doğum yeri ve tarihi: Kerkük 1939 Suçu. Irak''ta Türk varlığını dava haline getirmek Cezası: İşkence yapıldıktan sonra idam İnfaz tarihi: 16 Ocak 1980 Mertebesi: Şehid... Eşi, ablası, yakınları, dostları, onu tanımış ve bizim de tanıdığımız değerli isimler bu albümde Nejdet''i anlatıyorlar. Kapağında onun uzaklara gülümseyen mazlum çehresi... Yazılanların hepsini içim sızlayarak okudum. Keşke daha uzun yazsalardı, keşke onunla ilgili bütün bilinenler bu kitapta yer alsaydı diye düşündüm. Kitabın bir bölümünde onun sevgili insanlarıyla çektirdiği bir dolu fotoğraf yer alıyor. Ankara üniversitesinden karlı günler, mutlu heyecanlı kalabalıklar, Kerkük''te Hassa Çayı kenarında, Hemirin Dağlarında çekilmiş resimler... Gülümsüyorlar, evet geleceğin umutları gözlerinde ışık ışık... Kerkük''ün ve Türk dünyasının bu seçkin insanının ardından şair Salah Nevres şöyle demiş: Yolcu edemedik yası yasaktı Saygı duruşunu gizlice durduk İnce boynumuzu sessizce burduk En sıcak yaşımız ardından aktı

