Lise öğretmeni, güvendiği aracılar sayesinde, neredeyse hiç tanımadığı bir köylü kızı ile evlenmişti. Kendisi doğuluydu. Doğunun çetin hayat ve tabiat şartlarından sonra geldiği batıda, İstanbul''da, bunaldıkça gittiği kayınpederinin Sapanca yakınındaki köyünde -kendi tabiriyle- "teneffüse çıkıyordu." Dünyanın en güzel yeri Sapanca''nın, önüne yeşil bir rüya serdiğini söylerdi hep... Öğretmen arkadaşlarına ve yakın çevresine "yeni köyünü" anlatırken, "İsviçre''nin kopya çektiği yer" diyordu... *** Coğrafya öğretmeni, yılda birkaç kez gittiği eşinin köyüne bu defa en samimi olduğu meslektaşını, Soysal Bilgiler hocasını da götürmüştü. Eşi yirmi gündür köydeydi; öğretmen hafta sonu karısını ve iki ihtiyar olarak köyde yaşayan kayınpeder ile kayınvalidesini ziyaret edip dönecekti. Meslektaşına, yol arkadaşı olması için rica etmişti. Bekar Sosyalci için de bulunmaz bir maceraydı. Köyün temiz havasını içlerine çekip, samimi insanlarını tanıyıp, bin bir çeşit meyvesini tattıktan sonra ertesi gün İstanbul''a dönmek üzere yola çıktılar. Köyden inilen kısa bir yaya yolundan sonra Adapazarı''ndan gelen tali yola çıkıp araç beklemeye başladılar. El kaldırdıkları yabancı plakalı bir araba onları biraz geçtikten sonra durup geri geldi. El hareketi ile binmelerini söyledi. Yüksek sesli müzik vardı arabanın içinde... Sosyalci hoca: - Merhaba, dedi, adam oralı olmadı. Coğrafyacı hoca: - Çok teşekkür ederiz dedi, adam kendisine söylenmiyormuş gibi hiç ilgilenmedi. Sarı ve gür saçlı, kilolu adam, arka koltuğa oturan iki yeni yolcusuna dikiz aynasından şöyle bir bakıp belli belirsiz tebessüm ettikten sonra, müziğin sesini ve arabanın süratini yükseltti. Adam onlarla ilgilenmeyince öğretmenler kendi aralarında sohbete başladı: - Yabancı olduğu kesin... Coğrafyacı olarak tahmin yürüt, nereli bu adam? - Tahmine gerek yok, plakaya bakmadın mı? Alman... Tipik bir Hans...
- Sosyalci olarak sen de mesleğini tahmin et. - Ya domuz çiftliğinde çalışıyor ya da madenci... Güldü Coğrafyacı: - Kilosuna bakarak söyledin. Dudaklarını çiğnedi Sosyalci: - Pis herifler kendilerine çok iyi bakıyor. Türklerin sırtından standartlarını yükseltiyorlar. Baksana, domuz gibi, hayat fışkırıyor yanaklarından... - Ama nur yok yüzünde... - Bunlar maddiyat düşkünü oluyor, ister misin inerken herif bizden yüklü miktarda para istesin. - Bir haftada tavuk gibi yolarlar bunu bizim memlekette... Öğretmenler sesli gülünce, adam aynadan bir kez daha baktı. *** Tren istasyonunun hizasından geçerken Coğrafyacı, şoförün sırtına dokundu. Adam dönüp bakınca, el hareketiyle inecek yere geldiklerini, durmasını işaret etti. İndiler. Açık cama yaklaşıp:
- Danke beyefendi, dedi Coğrafyacı. Şoför müziğin sesini biraz kısarak: - Bir şey değil hocam, diye cevapladı, yolunuz açık olsun. Almancı da olsa Türk''tü sonuçta ...

