Dizi meraklısı bir ülke olduk ya... O zaman bendeniz de bir dizi yazayım, kısacık ama... Efendim; bir zamanlar Fenerbahçe forması içinde uzun yıllar kaptanlık ve çok ciddi katkı yapmış isimler ne yazık ki artık bu kulübe ait sınırlar içine giremiyorlar. Yok yok orayı burayı yıkmak için değil, kendi gibi aynı mesleği icra edenlere moral vermeye niyetleniyorlar... Bu toplulukta kimlerin bulunduğunu öğrenmek adına bir liste isteniyor... Akıl hocası, "Öyle şey olmaz, bizim geçmişimiz de aynı, niyetimiz de bir" denilip liste isteği geri çevriliyor. Tabii dışlanıyorlar. Tam o sıralarda yine aynı forma içinde 7, 5 sezon geçiren, şampiyonluk ve gol krallığı yaşamış biri de, taaa uzaklardan gelip hayatı için çekim yapmak istiyor... Ona da yasak o kulübün sınırları içine girmek... Ve de, sahaya çıkıp çıkmama konusunda bir oylama yapıldığı ve çekimser ile karşıt oyların bulunduğu habere ekranda üç dakika gülen bendenize tepki yerine, resmi siteden imza geliyor; "O kararı oybirliği ile aldık..." İşte çağdaş ve demokrasinin beşiği olan kulübümüz... Sonra başkaları için diktatör yakıştırması yapan gafiller!
Hamza'nın diploması!
Baktım, Galatasaray'ın Trabzonspor'a karşı dizilen kadrosunda Umut var, Burak da... Düşündüm, şaşırdım, şaşırdım, düşündüm, kısır döngüye girdim... Yetmedi, Burak çıktığında oyuna Pandev girdi... Yani öyle de yetmez, böylesi de olur kabilinden... Yedeklere baktım, Bruma orada... Çok mu müthiş oyuncu, hayır... Ama Galatasaray nasıl ayağa kalktı Hamza kardeş? İki ön kenarla... Bizim ülkede teknik direktörlük diploması, anlaşılan o ki, çok kolay elde ediliyor... Ya da birileri işe müdahil oluyor...
Adem nece konuştu?
Kasımpaşalı Adem, Beşiktaş maçında, sanırım seyirci ile girdiği diyalog sonrası kırmızı ile atıldı. Öğrendiğime göre, tribünlere küfür etmiş. Tabii Adem'in atladığı önemli bir mevzuu var; o da edeceği küfrü hangi dilde dile getireceği... Oysa Türkçe dışında bir dilden etse, sırtını bile sıvazlarlardı. Sakın olmaz demeyin, yanı başımızda duruyor örnekleri... Öyle değil mi, TFF, Disiplin Kurulu, Hukuk Kurulu ve büyük hakemlerimiz? O halde hep birlikte lisan kursuna!
Beşiktaş'ın baş derdi!
Yok yok bu defa sakatlıklar değil... Bilic'in çift santrfor tercihleri de değil... Tandemde Necip duruşu da değil... Eee, peki nedir? Şudur; Beşiktaş, ezeli rakipleriyle giriştiği şampiyonluk veya Şampiyonlar Ligi elemeleri yoluna çıkan ikincilik için de ikili averaj engeli ile karşı karşıyadır. Şayet Galatasaray'ı üç farklı yenemezse, ligi aynı puanda bitirse bile ancak üçüncü oluyor. Gördünüz mü, derbinin önemini?
Haydi Efes, tut Fener'in elini!
Fenerbahçe erkek basketbol takımı kulübün tarihine bir ilk imzası koydu; Final Four... Ben bu aşamaya gelineceğini haftalar önce yazdım, hatta oralara ulaşıldığında kupanın da favorisi olunacağını dile getirdim. Şimdi, açık net yazayım, umudumun az olduğu Anadolu Efes de aynı yolun üzerinde duruyor. Bu akşam kısmetse maçtayım... Kazanırsak bir de Madrid finali olacak... Keşke Anadolu Efes oradan da buralara Fenerbahçe'nin elini tutmuş dönse... Böyle bir tablo, bu ülkenin son yıllarda spordaki en büyük zaferlerinden biri olur.
Ey TFF bu rezaleti bitir artık!
Spiker Bursaspor kadrosunu sayarken 17 kişide fren yaptı. Yani sahaya çıkacak Bursaspor kadrosunda bir kelle eksikti. Lafa ek olarak da kiralık Holmen'in anlaşma gereği kadroda olmadığı ifade edildi. Bu konuyla ilgili yıllarca yazdım, söyledim. Ne demek; benden mangırı alacaksın ama oyuncu sana karşı, kağıttaki hiç bir değeri olmayan imza yüzünden oynatılmayacak. Ey Federasyon, bari kiralıkların geldikleri takıma karşı oynamama kuralını getir... Tıpkı İngiltere'de olduğu gibi... Ya da bu protokolleri geçersiz say! Ali Yıldırım iyi hatırlar; Sakarya'ya kiralık verilen bir Brezilyalı için de böyle bir geçersiz kağıt vardı, Sakarya oynattı ve hiç bir şey de olmadı...
Hey gidi koca Altay
Yanılmıyorsam, Ionescu dönemindeydi... Fenerbahçe şampiyonluk için Altay'la çekişiyordu. İşte o Altay ki, Yavru Ayhan, Tanzer, Aytekin, Feridun gibi daha nicelerini ülke futboluna kazandırmıştı, şimdi bir lig daha düşmüş. Yazık! Lejyoner Rıdvan Burteçin'i de unutmadık. Peki, bu koca İzmir'de, siyasetin malum kanadına esir düşmüşlerin dışında tek bir Allah'ın kulu yok mu, koca, pardon Büyük Altay'a sahip çıkacak?
Ersun Yanal'ı kim uyandırdı?
Galatasaray'ın hatalı kadrosuna ilk yarı müthiş bir pres koymuşsun... Öne de geçmişsin. İkinci yarıda Galatasaray, nasıl olmuşsa olmuş ayağa kalkmış... Üstüne üstüne geliyor. Gol de atıyor... Hakan olmasa, öne de geçecek... Uyuya kalmışsın sanki kulübede... Sonra aklın başına geliyor. Ne zaman? Taaa 70. dakikada... Sonra ne oluyor? Denge yeniden kuruluyor, hatta tam olmasa da ilk yarının fotoğrafını vermeye başlıyorsun ve maçı koparıyorsun... Bu büyük rötarda Ersun Hocayı uyandıran kim, çok merak ediyorum.

