Keşke her evlat, aynı iddiada bulunabilse...
Keşke bu konuda yarışsak kıyasıya.
Ama bu yarışta iddialıyım ben; hiçbir yarışta ve iddiada olmadığı kadar hem de...
Evet, babamı en çok ben sevdim.
"Babamın beni sevmeye ömrü yetmedi" dediğini duyup içim ezildiğinden beri belki...
"Ben eksiktim, siz tam olun" cümlesinin içimi yakan anlamını öğrendiğimde hatta...
Tökezlediğinde bana uzattığı elinin gücü müydü acaba sevgimi her gün büyüten?
Çabası, her an artan çabası mıydı?
Sebep önemli değil ki... Babamı en çok ben sevdim.
O bana bir şeyler öğretmeye çalışırken nasıl bakıyorsam, aynı bakışlar onun yüzünde şimdi.
"O benim babam" derken duyduğum gururu, "Benim evladım" derken duyduğunu görüyorum.
Ve ona yetememekten korkuyorum...
Yüzündeki çizgilerin artmasından, gözlerindeki hüzün bulutundan korkuyorum.
Dedim ya, iddiam büyük: Babamı en çok ben seviyorum.
Küçük bir "dünyalık" uğruna babasını unutanlara inat.
Onlar dağ gibi yerinde dururken terk edenlere inat...
Bebekken kendisini tutan elleri kolay bırakanlara inat...

