Kaydet
a- | +A

29 Mayıs Salı günü şafak sökmeden evvel Türk toplarının müthiş tarrakaları surları döverken, borular hücum işaretini vermişti. Biraz sonra hava aydınlanmış, Padişahın muazzam sancağı çıkarılmış, herkesin görebilmesi için semaya doğru çekilmişti. Hücum eden Türk askerleriyle, ümitsiz, fakat anûdâne mukavemet gösteren İmparator Konstantin''in askerleri arasında amansız bir mücadele başlamıştı. Gedikler açılıyor, kapanıyor, davul ve çan sesleri arasında dost-düşman birbirine karışıyordu.

"Bunun bir hikmeti var"

İlk hatta dövüşenler tam bir muvaffakiyet gösteremiyorlardı. Ulubatlı Hasan, Padişahın "Bunun bir hikmeti var" sözleriyle neyi kasdettiğini şimdi anlamıştı. Bunlar erimeye mahkum zayıf kuvvetlerdi. Esas hücumu ikinci safta olanlar yapacaktı...

İlk hatta dövüşenler yavaş yavaş erimiş, sıra ikinci hatta gelmişti. Nihayet hücum emri verildi. Hasan ve arkadaşları surlara doğru koşmaya başladılar. Surların üstünden ağlı paçavralar, oklar atılıyor, duvara çıkmaya imkan vermiyordu. Hendekler şehidlerle dolmuştu. Ulubatlı ve arkadaşları düşman ateşine fedakarca göğüslerini siper ederek kale duvarına tırmanmaya çalışıyorlardı. Bu yüzden, mevcutlarının yarıdan fazlasını kaybetmişlerdi. Fakat düşenin yerini bir başkası alıyordu. Bir ara surlarda akisler yapan bir nara duyuldu: -Ne durursuz şahbazlarım, atılın aslanlarım!..

Vücudu delik deşik olmuştu

Bu, Sultan Mehmed''in sesiydi. Demek ki Sultanın sancakları da ateş hattına kadar gelmişti. Hasan muradına nail olmak üzereydi... Şahinler gibi tırmanarak surlardan birine çıktı. 32 arkadaşı da arkasından geliyordu. Ok yağmuru altında bayrağı dikti. Üzerine gelenlere sağ elindeki kılıcı ile mukabele ediyor, sol eliyle bayrağı tutuyordu. Vücudu delik deşik olmuştu. Artık, kendisine bunca meydanlarda zafer bahşetmiş olan baba yadigârı kılıcı sallayamıyor, fakat iki eliyle bayrağa sarılmış, onu bırakmıyordu. O civarda bulunan bütün Yeniçeriler coşmuştu: "Allah Allah..." sadalarıyla ileri atılıyorlar Ezan-ı Muhammedî okuyarak ateşe giriyorlardı. Bayrağı indirmemek, biraz sonra düşecek olan Ulubatlı Hasan''ın yerini boş bırakmamak lazımdı. Hasan, bayrağı öpmek istiyormuş gibi son takatini sarfederek doğruldu, sonra birden surların üzerine "Bayrak inmesin, ezan dinmesin" diyerek düştü. O, artık son arzusuna nail olmuş, şehidler kervanına katılmıştı...

ÖNE ÇIKANLAR