Kaydet
a- | +A

Sultan Abdülhamid Han''ın son senesinde İttihad ve Terakki Partisi iktidarı ele geçirince, halkı Padişah aleyhine çevirmek ve kendi partilerine üye yapmak için çalışmalara başladılar... Bunlardan Dr. Nazım Bey, Aydın''a giderek, tütün tüccarı sıfatıyla beldenin ileri gelenleriyle görüşüyordu. Bu arada meşhur Çakıcı Mehmed Efe''nin yanına da gitti...

"Padişah hainlik etmez" Sohbet esnasında Efe''ye: "Sultan Abdülhamid devlete hainlik ediyor. Bilhassa ortalığı hafiyelerle doldurdu. Bunların hemen dağıtılması lazım" demesi üzerine Çakıcı Efe, Nazım Bey''e dönerek: "Padişah memlekete hainlik etmez... Hafiye işine gelince, ben bir eşkıyayım. Dağda gezebilmem için jandarmaların hareketlerinden haberdar olmam lazım. Bu köylerde benim yirmiden fazla hafiyem var. Eğer onlar olmasa ve bana zamanında haber iletmeseler, bir gün bile bu dağlarda dolaşamam. Benim gibi bir eşkıyanın hafiyeye ihtiyacı oluyor da bu devletin Padişahının niçin olmasın! Onun da hafiyeleri olmasa, bir gün bile bu devlet ayakta kalamaz. Bana böyle münasebetsiz laflar etmeyin ve derhal burayı terkedin" diyerek Nazım Bey''i kovar.

"Bilgi merkezi" kurdurdu

Nazım Bey''in "hafiye"lik dediği meselenin aslı şöyledir: Osmanlı Devletine "hasta adam" gözü ile bakıldığı ve paylaşma hesapları yapıldığı bir devrede başa geçen Sultan Abdülhamid Hanın, devletin idaresini bizzat eline aldığı 1878''den sonraki dış siyaseti dahiyane bir mahiyet arz etmektedir. Padişah''ın dış siyaseti prensip itibariyle basit fakat uygulaması bakımından zordu. O, dünyadaki politik gelişmeleri yakından takip etmek üzere sarayda bir çeşit "bilgi merkezi" kurdurdu. Buraya bilgi akışını sağlayan "özel görevliler" vardı... Osmanlı ülkesiyle ilgili bütün dünyada çıkan yazılar ve dış temsilciliklerden Padişah''a gelen raporlar burada toplanır ve değerlendirilirdi. Abdülhamid Han, zaman zaman önemli gördüğü meselelerde; yerli ve yabancı ilim adamlarıyla iç ve dış politika konusunda bilgi alırdı... El insaf, bu işlere "hafiyelik" mi denir?

ÖNE ÇIKANLAR