Kaydet
a- | +A

Bir arefe günü Fatih "Sizinle bayram başka güzel, teşrif ederseniz bu fakiri sevindirirsiniz" diye haber yollar Molla Gürani hazretlerine... Mübarek, saray ulağına garip talebeleri gösterir ve;

"Biz bayramı bunlarla birlikte yapmayı düşünüyoruz" der. Sonra elini umursamaz tavırlarla sallayıp, "Hem bu yağmurda çamurda sarayda işim ne?"

Fatih mâhzun olur. Çocuk gibi içini çeker, "Hâlbuki" der, "biz onların gelmesiyle bayram yapardık, bilmezler mi?"

Bütün kaideleri alt üst eder! Molla Gürani bunu hissetmiş olmalı ki, ansızın çıkagelir. Ancak alkış, şiir, methiye, mehter, nevbet fasıllarına aldırmaz bile, bahçeyi atıyla geçerek bütün kaideleri alt üst eder. Belki de lisan-ı hal ile "Gururlanma padişahım" der, "senden büyük Allah var!"... Şehzadeliğinde sözleriyle ders verdiği insana, padişahlığında da hal ve hareketleriyle ders vermeye devam eder mübarek. Çünkü Fatih padişah da olsa ölene kadar talebesidir onun...

"Hakkımı ödeme zamanıdır" Molla Gürani Hazretleri dünya makamlarına rağbet etmez, ancak gençleri yükselmeye teşvik eder. Nitekim gün gelir müderrisliği de bırakır ve mütevazı dergahında bildiği usullerle talebe yetiştirir... Döner dolaşır ölümü anlatır ve ona hazırlanır.

Ve bir gün talebelerini toplar. "Şimdi!" der, "üzerinizde olan hakkımı ödeme zamanıdır. Açın bakayım Yasin-i Şerifi!" Genç mollalar onun son yolculuğa çıkacağını anlar ve çok ağlarlar. "Size vasiyetim şudur ki, beni garipler gibi defnedin!" buyurur ve dediği gibi defnederler... Hani diyorum garipler gibi defnedildi ama hiç değilse bir fatiha göndererek kabrinde garip bırakmayın. İnanın buna ondan çok bizim ihtiyacımız var...

ÖNE ÇIKANLAR