Hıristiyanlar çılgına dönmüştür! Evet, bir genç Bulgar kızı Müslüman olmak üzeredir. Bu durumu öğrenen Bulgarlar telgrafla Amerikan Konsolosunu durumdan haberdar ederler. Telgrafı alan konsolos, kıza mâni olmak için 150 kişilik bir Rum ve Bulgar çapulcusunu istasyona yığar. Kız, istasyona geldiğinde, konsolosun emriyle harekete geçen kalabalık, kızı, hükümet konağına götürmekle görevli üç zaptiyenin elinden zorla alırlar. Hakâretlerde bulunarak yaşmağını ve ferâcesini parçalarlar. Gözü dönmüş saldırganlar sürüsünün elinden kurtulmak isteyen genç kız, Müslüman olduğunu haykırmaya ve imdat istemeye başlar! Kızın yardımına koşan birkaç Müslüman fecî şekilde dövülür. Kız da Amerikan Konsolosluğuna götürülür. Bir Osmanlı şehrinde Bulgar da olsa Müslüman olmuş bir kıza yapılan saygısızca muâmele ve mâni olmak isteyenlerin ağır şekilde hırpalanması havanın elektriklenmesine sebep olur...
Saatli Câmi''de toplantı... Ertesi gün İslâmiyeti kabul eden bir kızın zorla kaçırılıp tutulamayacağını ve bu işe hükümetin karar vermesi gerektiğini belirten Müslümanlar Saatli Câmi''de toplandılar. Kendilerini yatıştırmak isteyen Selanik Vâlisi Baytar Mehmed Refet Paşanın açıklamalarını yeterli bulmadılar. Refet Paşa ve vilâyet görevlilerinin mâni olmaları ihtimâli üzerine medrese odalarını zapteden Müslümanlar kızı almak gâyesiyle Amerikan Konsolosluğuna yürüdüler. Bu sırada Fransa ve Almanya Konsolosları kalabalığın önüne geçerek onları engellemek istediler. Ancak kızın Müftülüğe teslim edilmesi teklifine karşı Amerika Konsolosunun evinde olduğunu, dolayısıyla kızın teslim edilemeyeceğini söylemeleri üzerine zâten galeyana gelmiş olan halk tarafından öldürüldüler. Ancak İngiliz Konsolosu devreye girip Müslüman olan Bulgar kızını hükümete teslim edince olaylar yatıştı.
Padişahın dediği oldu... "Selanik Olayları" üzerine Osmanlı Devletiyle Fransa, Almanya ve İtalya devletlerinin ilişkileri gerginleşmiştir. Bu devletler gemilerini Selanik Limanına göndererek, hâdisenin müsebbiblerinin şiddetle cezâlandırılmasını talep ettiler. Aksi takdirde Selanik''e asker çıkarılacağı bildiriliyordu. Fakat Sultan Abdülazîz Han bu istekleri kabul etmediği gibi, Balkanlara yeniden birkaç tabur sevk edilmesini ve Selanik''e harp gemileriyle asker gönderilmesini, olayda suçlu olan kimselerin de yabancılara teslim edilmeyip, Osmanlı mahkemelerinde yargılanmasını emretti. Pâdişâhın emri doğrultusunda hareket edildi... Dünyânın her tarafına binlerce misyoner göndererek, insanların Hıristiyanlaştırılması için milyarlar sarf eden, inanç ve vicdan hürriyetini, insan haklarını savunuyor görünen Batılılar, bir Bulgar kızının kendi isteği ile Müslüman olmasını kabul edememişlerdir... Bugünlerde gemi azıya alan misyonerlere ve onların tuzağına düşen zavallılara ne desen boş!..

