Kaydet
a- | +A

Penaltıya itiraz için hakemin etrafını sarmış olan misafir takım oyuncuları çekilince, "Maradona" topu eline aldı, dudağına götürüp öptü, kireçli noktaya koydu. Sanırım seksenli yılların sonuydu.

U...spor için ligde kalıp kalmamak bu penaltıya bağlıydı.

Bütün tribünlerin ve bütün şehrin ağırlığı, kısa boyu ve süper tekniği sebebiyle "Maradona" lakabını yakıştırdıkları ve yapıştırdıkları bu küçük omuzların üstündeydi şimdi. Karşısında sağa sola zıplayıp duran kaleci, eski takım arkadaşıydı. Çünkü bu genç oyuncu, penaltı atacağı takımın alt yapısından transfer edilmişti. Burada biraz durmak gerek; maç 1-1 durumdaydı, son on dakikaydı ve beraberlik misafir takımı, galibiyet (H........)''nun yani "Maradona"nın takımını ligde tutacaktı. Hakeme baktı, düdük sesini duyunca bütün gücüyle topa abandı. *** (H........) yani "Maradona" penaltı vuruşunu kalenin üstünden dışarı attığında tribünlerde ayağa fırlayan, başlarını ellerinin arasına alan, yumruk sallayan, küfür eden öfkeli kalabalığın çıkardığı ses şehirden duyuldu. Bir delikanlı yanındakine şöyle dedi:

- Gördün mü lan nasıl sattı bizi?! - Rezil herif! - Eşşoğlu, eski takımına çalıştı! Tribünlerden sahaya, "Maradona"nın koştuğu her yere cisimler yağmaya başladı. Talihsiz futbolcu bir ara çizgi kenarında dikilen teknik direktörüne yaklaştı, öfkeden çok yalvaran bir sesle konuştu: - Hocam beni değiştirebilir misin? Hoca sinirli bir el hareketiyle: - Yürü git lan, dedi, pisliğini temizle! Protokol tribünü maçı terk etmeye başlamıştı. İlçe belediye başkanı, ilköğretim müdürü, komutan, sağlık müdürü şu bu... Öfke ve yabancı madde yağmuru artarak devam ediyordu. Maç bittiğinde daha da kötü oldu.

"Maradona" (H.........) hangi arkadaşının yanına gitse, kimi itekliyor, kimi öfkeli sözler ediyordu.

Ortada kalmıştı.

Ne yapabileceğini düşündü bir süre... Sonra başını eğip hızlı adımlarla soyunma odasına doğru yöneldi. Stadın koridorlarına girdiğinde, tam karşısındaki kapıdan koşarak dışarı çıktı, önceden çok iyi bildiği, karşı kaldırımdaki hamama kendini attı. Gören oldu mu diye düşünmesine fırsat kalmadı; "Kaçıyor! Kaçıyor" diye bağırmaları duydu. Giderek artan kalabalık bu kez hamamı taşa tutmaya başladı. Kimi camları kırıyor, kimi kapıya yükleniyordu.

Bir süre sonra on beş kişiye yakın bir grup, kapıyı parçalayıp hamama girdi. Kudurmuş gibi sağı solu aradılar...

Ama bulamadılar. Hamamcıya "Çabuk söyle, nereye saklandı, ne tarafa gitti?" diye sıkıştırdılar.

Hamamcı korkudan konuşacak durumda değildi.

*** "Maradona", kapı kırılmadan az önce hamamın arka kapısından çıkıp, öteki kapısına yönelmiş ve kadınlar bölümüne girmişti.

Ya tribünlerin taşlarından, ya kaçarken yediği yumruktan veya can havliyle koşuşturması sırasında kapıya, duvara çarpmaktan yüzünde ve omzunda meydana gelen yaralarını temizliyordu yaşlı bir kadın...

"Maradona" hava kararıncaya kadar kadınlar hamamının küçük soyunma odasında sırt üstü yattı. Çünkü, hapishane önünde nöbet tutan görevliler gibi, hamamın önündeki caddede aşağı yukarı volta atan on - on beş kişilik grup bir türlü gitmiyordu. Hamam sahibi, akşamüzeri, ağabeyinin eski Reno''sunu kapının önüne yanaştırdı. Üç kadın bindi arabaya... Komşu ilçenin otogarına kadar birlikte gittiler; hamamcı, karısı ve kızının elbiselerini giymiş olan "Maradona..."

>>> Cuma yeni, cumartesi eski öykü günü...

ÖNE ÇIKANLAR