Bugüne kadar Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'i genellikle hep eleştirdim. Ama hiçbir gün istifaya davet etmedim. Hoş ben etsem de eder mi? O başka mesele. Ama Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı şayet kendi sesi ve görüntüsünden, "Volkan'a yapılana kızdım Asbaşkanım bana ilettiğinde sahada inseydim takımı sahadan çekerdim..." Affedersiniz ama; Oha! Çekeceğiniz takım Türk Milli Takımı... Ali Şen Fenerbahçe'yi futbol sahasından, Ünal Aysal Galatasaray'ı basketbol sahasından çektiler ama o eylemleri bir camiayı bağlardı. Ama söz konusu benim milli takımım olunca iş başkadır. Ve ne hazindir ki, bunları söylerken karşısında oturanlardan biri bu milli takımın formasını giymiş Rıdvan Dilmen, bir diğeri de ülke futboluna teknik adamlık bazında ciddi hizmetler vermiş bir babanın gazeteci-televizyoncu evladı Güntekin Onay'dı. Tepki mi? En azından nasıl yani sorusu bile yok. Demek ki siz de çekilmesinden yanaydınız dostlar! İşte ülke futbolunun başkanı, yorumcusu ve gazeteci-televizyoncusu ile hali...
Tolga hepimizi ağlattı!
Beşiktaş'ın kaptanı Tolga, Akhisar maçına çıkmadan önce maskot çocukları kısa kollu, neredeyse donmaya yüz tutmuş iken görünce arkadaşlarına eşofmanlarını bu çocuklara giydirme çağrısı yapıyor. Ve çocukların hepsi, beş-on numara büyük eşofmanları giyerek seremoniye çıkıyorlar. Helal olsun Tolga! Tüylerim diken diken oldu, gözlerime yaş taneleri birikti. Bu seremoni işinde çocukları kullananlar sanırım akıllanmışlardır. Bakalım göreceğiz.
Çarşı'ya destek mi?
Efendim neymiş; Çarşı'nın duruşmasında Beşiktaş takımı ve yönetimi destek verme adına orada değillermiş. Ne yani, siz beni dört maçta dört galibiyet yapmışken, ezeli rakibimle oynarken sahaya inip yakacaksınız. Sonra hükmen yenik sayılacağım ve de üç maç saham kapanacak, ben de gelip Çağlayan'da sizin için pankart falan mı taşıyacağım? Efendim onlar Çarşı değilmiş... Yok canım! Gezi'dekiler kimlerdi acaba?
Yanal'la Güneş düellosu!
Bakıyorum Trabzonspor'un sol arkasında Yusuf var Bursa'da... Önünde mi? Kimseler yok... Bursaspor oradan Volkan, Şener ve hatta Ozan'la bindirdikçe bindiriyor, goller buluyor ve attığından fazlasını da kaçırıyor. Sonra Bursaspor da Volkan'ı o tarladan çekip sola Eminönü trafiğine sokuyor? Neden? Önce Ersun Hocaya soru; Sen Yusuf'u bitirmek mi istiyorsun, tabii takımla birlikte... Bak bakalım 59.dakikadan sonra İshak'la Yusuf önlü arkalı oynayınca ne oldu? Şen Şenol Hoca maçı tarihi rekora doğru koştururken neden Volkan'ın yeriyle oynadın? Hayret ki hayret!
Güle güle Carlos, hoş geldin yerlisi!
...Ve nihayet, nasıl olduysa Roberto Carlos gitti. Kim mi geldi? Ekrandan düşen son parça olarak Sergen Yalçın. Ne ülke be! Üç beş gün ekrandan ahkâm kes, üç beş gün çık takım çalıştır, sonra tekrar ekrana dön, sonra tekrar sahaya... TRT çiftliğinden son haberler! Sizce benzeri bir ülke var mıdır? Varsa ne olur beni bilgilendirin! Sonra ülke futbolu FIFA sıralamasında bilmem kimin bile gerisinde kalmış. Ne yani başka bir sonuç mu bekliyordunuz?
Hamzaoğulları!
YSpor sayfaları Galatasaray'ın son galibiyetlerini yukarıdaki başlıklarla veriyorlar. Tamam; Hamza kardeşimiz ne Mancini, ne de Prandelli'nin saçmalıklarını yapıyor. Ama şu Burak-Umut ikilisinin bir gün başına, hem de hiç ummadık bir maçta iş açabileceğini fark etti mi acaba? Mersin yakaladıklarını atabilseydi... Bir not daha... Sneijder resmen harcanmaktadır. Ama neden? Bu iki uç adamı derdinden... Eh, Diyarbakır'a 4 atıldı ya... Ha az kalsın unutuyordum. Bu Sabri-Hamit önlü arkalı oyun işini ben bir yerden hatırlıyorum. Hani şu Avrupa Şampiyonu Yunanistan'a dört çektiğimiz maç falan gibi...
Emenike problemi var mı?
Son günlerde spor sayfalarında Fenerbahçe, hep Emenike problemi ile yer alıyor. Yok efendim oynamıyormuş, yok efendim formsuzmuş, yok efendim tafra atıyormuş. Eeee, 9 milyon avro bonservis verip aldığınız oyuncuyu, daha oynamadan parasızlıktan satarsanız ve de iki yıl sonra Hint kumaşı gibi 13 milyon avro verip geri alırsanız tafra da atar, hava da... Sahada gol mü? Ona sıra gelemedi ki...
Vah Küba vah!
Okudum gözlerime inanamadım. Obama ile Fidel'in kardeşi telefonla cilveleşip barış ilan etmişler. ABD ambargoyu hafifletecekmiş. Ve haber Küba halkını sokaklara döküp, kutlamalar yaptırmış. Yalandır be! Adamın yediği yanında yemediği ardındaydı. Seyahat serbest idi. Cepler avro-dolar dolu idi... Özgürlük gani... İstediğin yere ülke içinde tabii, ne zaman istersen gidiyordun. Lüks apartman daireleri, blok blok siteler, alışveriş merkezleri falan gırla... Bunlar varken hiç bu habere bayram yapılır mı? Bizim, yazın Bodrum'a soğutucu içinde lüfer (orada hiç balık yokmuş gibi) götüren komünist sanatçılar amma gıcık kapmışlardır haaa... İster misiniz, Castro birader Beyaz Saray'a kahvaltıyla da gitsin!

