Kaydet
a- | +A

Kaptan-ı Derya Kılıç (Uluç) Ali Paşa, bir gün zamanın padişahı III. Murad Han''ın huzuruna çıkarak, kendi adına bir cami yaptırmak için müsaadelerini istedi. Fakat şair ruhlu ve aynı zamanda da nüktedan bir yapıya sahip olan Padişah: -Sen ki deryaların serdarısın, muktedir isen camini derya üzre inşa et de görelim! Sana karada bir karış yer yoktur, diye ferman buyurdu. Kılıç Ali Paşa bu fermanı gayet soğukkanlı karşıladı ve: -Hünkarımız doğru derler. Bizim evimiz de, mekanımız da deryalardır. O halde mabedimizin de derya üzre inşası münasiptir, deyip müsaade isteyerek huzurdan çıktı...

Mimarı "Sinan" olursa... Fakat deniz üzerine cami nasıl yapılacaktı? Hemen o devrin en büyük mimarı "Koca Sinan"a durumu anlatarak, bu eseri de kendisinin inşa etmesini istedi ve bunun için de, Tophane açıklarında bu inşaatın yapılabileceğini söyledi... Mimar Sinan''ın, inşaat yerini görüp beğenmesiyle hemen harekete geçildi. Kılıç Ali Paşa, kadırgalarla Anadolu sahillerinden iri kayaları taşıtarak Tophane açıklarında denizi doldurtmaya başladı. Böylece birkaç gün içinde burada küçük bir ada meydana geldi. Burada sahile kadar da ahşap bir köprü inşa edildi. Sonra da Mimar Sinan inşaata başladı...

Eserini tamamlayınca o yüce mimar: -"Deryalar kudursa ve azgın dalgalar kubbenin tepesinden aşsa, yine bu mabedi kıyamete kadar baki eyle yarabbi" diye dua etti... Sonraki asırlarda, sahil ile caminin bulunduğu ada arası doldurularak cami denizden içeride kalmıştır...

Hâlâ dimdik ayakta... İki gündür size anlatmaya çalıştığımız; câmi, medrese, hamam, türbe ve sebilden meydana gelen Kılıç Ali Paşa Câmii ve külliyesi, çeşitli zamanlarda tâmir görmüştür, ancak Mimar Sinan''ın duası; yaptıran ve çalışanların ihlâsı ile hâlâ dimdik ayaktadır... Medrese kısmı şu anda Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından kullanılmaktadır.

ÖNE ÇIKANLAR