Yazıma bir soru ile başlamak istiyorum. Hem de cevabı bütün dünyaca bilinen bir soru ile... Sorum şu: "Bir uçak kanatsız uçabilir mi?"
"Futbolla ne alakası var?" diye siz soracak olursanız benim de cevabım sözkonusu günümüz G.Sarayı olunca futbolla birebir bağlantılıdır.
Eskişehir'de G.Saray'ın Umut'un sağında ve solunda bulunan kanatlar hiç yokken buna ilaveten savunmadan bu eksiği kapatabilecek kenar oyuncuları da yoktu.
Cılız Telles'ın bir iki görünüşü bu eksiği kapatamazdı. Hâl böyle olunca da şampiyonluk kovalayan G.Saray'ın orta sahadaki işi Melo - Selçuk - Sneijder isimli oyuncularının maharetine ve özelliklerine kalıyordu.
En sondaki adam Umut ise çokca çabalarının rastlantıya denk gelişiyle gol yapabiliyordu ancak.
Bu G.Saray'a karşı tamamen yerlilerden kurulu bir arka 4'lüsü olan Eskişehirspor Sissoko - Lawal gibi usta ayakların öne taşıyacağı toplara şansını bağlamıştı. Serdar Özkan katkı veriyordu ama o Sezer'in hele hele "G.Saray'a karşı ne işi vardı?" diye sorarlar adama...
Mori birkaç başlangıç havasından sonra çabuk sönüverdi. Ama genç Emre Güral'ın oyuna girdikten hemen sonra direkte patlayan şutu tabelaya yansıyabilseydi; acaba Selçuk'un sinsice gelip yaptığı golü izleyebilir miydik?
Bu arada çok ilgi çekicidir ki; maçın belki de en iyisi kaleci Muslera'nın yediği golde bir gece öncesinin Tolga'nın kopyasını çıkartışıdır.
Sonuçta G.Saray bırakın kazanmayı berabere bile avuçlarını ovuşturacağı bir maçtan koca bir ilk yarıda elde ettiği tek pozisyonla önde çıktı.
Şunun da altını çizmekte fayda var.
Kağıt üzerindeki bu zor deplasmanı kazanmış olmak umarım G.Saray'ı aldatmamıştır.
Eskişehirspor ise yeni hocası ile kadrosunun saha yerleşimini yeniden gözden geçirmelidir.
MAÇIN ADAMI
Muslera
KIRILMA ANI
Emre Güral'ın direkten dönen topu

