Kaydet
a- | +A

Osmanlı Sultanı ll. Murad Han, gelecekte "Fatih" olacak oğlu Şehzade ll. Mehmed''e şöyle öğütte bulunuyor: "-Ey benim sevgili oğlum! İnsanoğlunun her birinde, başkalarıyla çeşitli münasebetler kurmaya yarayan normal bir akıl bulunmalıdır. İşte bu akıl, bütün saadet ve mutluluğun tükenmez kaynağıdır... Hayata doyum olmaz, az veya çok olması, onun kıymetini azaltmaz. Bir meyve ancak olgunlaştığı zaman güzelce yenir. Bunun gibi insanların da güngörmüş, tecrübeler geçirmiş olanları her zaman tercihe şayandır...

"Kuvvet aklın

emrinde olmalı!" Gençlik çağında duyulan zevk ve sefayı, ben uyuz hastalığına yakalanmaya benzetirim. Bu hastalığa tutulan, ancak kaşındığı zaman rahata kavuşur. Tabii ki böyle bir kaşınma sonunda, daha da kötü bir duruma düşer. Kişi, gençlik yıllarında işlediği kabahatleri de, genellikle düşünüp taşınmadan işler. Fakat sonraları bunları hatırlayınca, bu suçlar kişinin kalbine hançer gibi saplanır ve kişinin canını sıkarlar... Gençliklerinde, doğru ve iyi yolda gidenler bunun karşılığı olarak, yaşlılıklarında hürmet ve ikram görürler. Güçlü ve kuvvetli olmak iyidir. Fakat kuvvet aklın emrine verilmelidir.

Şunu da iyi bilmeni isterim: Bu dünyada üç türlü insan vardır, birincisi; akıl ve fikirleriyle yerinde, geleceği az çok gören ve düşünen, hiçbir anormallikleri olmayan kişilerdir. İkincisi; yolların doğru veya eğri olduğunu bilmekten uzak olan kimselerdir. Ama bu duruma kendi istekleriyle değil, çevrenin etkisiyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiğinde kabul eder ve söz dinlerler. Üçüncüleri ise; ne kendileri bir şeyden haberdardır ve ne de yapılan ikazlara, nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini sanırlar. Bunlar diğerlerinden daha zavallıdır.

Sen Padişah olunca... Ey oğul! Yüce Allah, eğer seni ilk sırada saydığım kişiler arasında yaratmışsa sevinirim. İkinciler gibiysen, sana yapılan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakın üçüncü gruba dahil olmayasın! Onlar ne Allah''a, ne de insanlara karşı iyi bir durumda değildirler... Padişahlar, elinde terazi tutmuş bir kimseye benzerler. Sen Padişah olunca teraziyi doğru tutmanı isterim..." Sizce Şehzade Mehmed, bu öğütleri tutmuş mudur? "Tutmasa ''Fatih'' olur muydu?" dediğinizi duyar gibiyim...

ÖNE ÇIKANLAR