Kaydet
a- | +A

Osmanlı sahasında ilk biyografi yazarı Edirneli Sehî Bey''in "Heşt Behişt"te naklettiğine göre, devrin meşhur mütefekkir ve müderrislerinden Molla Lütfi Efendi ile Fâtih arasında şöyle bir hâdise cereyan eder: Fâtih Sultan Mehmed Hân''ın hâfız-ı kütüb''ü, yani kütüphânecisi olan Molla Lütfi, Pâdişahla sohbetlerde bulunur, hatta işi şakalaşmaya kadar götürürmüş...

Bir gün kütüphanede... Bir gün Sultan Mehmed Hân kütüphâneden bir kitap istemiş. İstediği kitap yüksekte olduğu için Molla Lütfi''nin boyu yetişmemiş. O sırada yerde duran bir mermer parçasının üstüne basarak kitaba uzanmak isteyen Molla Lütfi''ye Fâtih; - Hele neyledin? O taş, İsâ aleyhisselâmın üzerinde doğduğu taştır! diyerek mâni olmuş...

Bir şekilde kitabına kavuşan Sultan, okumaya dalmışken, Molla Lütfi''nin aklına muzipçe bir mukabelede bulunmak fikri gelmiş. Kitapların üstüne örtülmüş ve güvelerin delik-deşik ettiği bir bez parçasını, büyük bir edep ve saygı ile eğilerek alıp, Sultân''ın dizinin üzerine, hürmetle koymuş... Tabiî pâdişâhın aksülameli (reaksiyonu) gecikmemiş. Bu kirli bezi neden üzerine koyduğunu sormuş. Molla Lütfi''nin cevabı şöyle olmuş: - Devletlü Pâdişahım! Neye huzursuz olursunuz? Bu bez, İsâ Peygamber''in beşiğinin bezidir...

O otoriter yüzün ardında... Sehî Bey, Molla Lütfi''nin, Pâdişâhın huzurunda yaptığı bu nevi latîfe ve nüktelerin sayılamayacak kadar çok olduğunu da ilâve eder. Gayet tabii ki, tarihe mâl olmuş şahsiyetler de bizim gibi yer, içer, bizim gibi güler, ağlar, yaptıkları hatalardan dolayı pişman olup geceler boyu kendilerini muhasebe ve murâkabeye çekerler. Yerinde ve zamanında latîfeler de yapar, yapılanlara mukabele de ederler. Çünkü onlar da etten-kemikten müteşekkil, aynı hislere sahip birer insan... Demek ki Fâtih''in de, o otoriter yüzünün gerisinde bu çeşit şaka ve nükteleri kaldıran, zekâ pırıltılarına müsâmaha ile bakan bir başka yüzü vardı.

ÖNE ÇIKANLAR