Kaydet
a- | +A

Mersin'de "tuhaf" bir maç oynanacağı, Karabük maçının ilk çeyreğinde sakatlanıp çıkan ve iki ay sahalardan uzak kalan Almeida'nın, bir kez daha ilk çeyrekte oyunu terk etmesinden belli oldu.

İLK YARIDA 2 GOL...
Beşiktaş sahanın en kötüsü Fernandes'le öne geçti. Mersin, sahanın en iyisi Nobre ile eşitliği buldu. 
Şaka değil, çarpıtma değil, ironi değil; Manuel Fernandes Tükiye'deki en kötü maçını oynuyordu. "Oynuyordu" lafın gelişi... Yürüyordu... Topa ilk dokunduğunu fark ettiğimizde saate baktık, 15. dakikaydı... 26'da kendisine faul yapılınca bir kez daha hatırladık sahada olduğunu... 29'da kafa şutuyla yokladığı rakip kaleyi, 32'de attığı golle düşürdü. 
Fernandes "bundan önceki hayatında" Mersin'de futbol oynamış olmalı ki, attığı bu gole bile sevinmedi. Adamda bir tuhaflık olduğu kesin; takımla hiçbir ilgisi yok. Ya takım onu, ya o takımı dışlamış! Zaten Fethiye kampında sergilediği tavır, kafasında Beşiktaş'ı bitirdiğinin işaretleriyle doluydu.
A) Gece hayatı konusunda uyarı yemiş, yönetime küsmüştür.
B) Samet Aybaba ile taktik anlaşmazlığa düşmüştür.
C) İbrahim Toraman'ın "kabadayı" kaptanlığı canına tak etmiştir.
D) Veli'ye, Necip'e, Olcay'a verdiği topları geri alamamaya bozuluyordur.
E) Hiç biri.
Neyse...
Süper Lig'in, "çıktığı her topa kafa vuran adamı" Mert Nobre yine bir kafa vuruşuyla gol sayısını 13'e çıkarırken, eski takımını da üzüyordu.

İKİNCİ YARI
Bu yarıda Fernandes biraz "futbola dönünce" maçın dengesi Beşiktaş lehine değişti. Nitekim, Portekizlinin korner atışında, "çıktığı her topa kafa vuran" Nobre, bu kez kendi kalesini vurdu!
Forvetin hareketli ismi Niang'ın sakatlanması ikinci talihsizlikti. Beşiktaş'a "iki sakata mal olan" bu galibiyet "feda" sezonunun ziyneti oldu.
***
Abdullah Yılmaz, şansızlıklara uğramış bir hakem... Zaman zaman yolu fincancı katırlarıyla da kesişince olması gereken yere gelemedi. Yoksa, "hakemlik kumaşı" çok kaliteli...

ÖNE ÇIKANLAR