Sultan l. Ahmed Han, bir câmi yaptırmak istiyordu. Kararını verdi ve yerini tesbit ettirdi. Temel atma merâsimi için büyük velî Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretlerini de dâvet etti. İlk kazmayı, o mübarek zat vurdu... Yoruluncaya kadar bizzat çalıştı... Böyle bir başlangıçtan yıllar sonra, câmi yapıldı ve açılışını yapmak ve cumâ hutbesini okumak üzere Azîz Mahmûd Hüdâyî dâvet edildi. Ancak o gün beklenmedik bir şey oldu...
Sarayburnu''na doğru!.. Önce bardaktan boşanırcasına yağmur başladı. Sonra fırtına ile berâber denizde dalgalar büyüdü, yükseldi ve şiddetlendi. Bu şartlar altında Üsküdar''dan Sarayburnu''na geçmek imkânsızlaşmıştı. Ne var ki Hüdâyî hazretleri Padişaha söz vermişti. Bu sebeple Üsküdar iskelesine geldi ve bir kayık kiralayarak içine atladı...
O binince sâdık talebeleri durur mu? Hemen onlar da bindiler. Böylece Hüdâyî hazretleri yanında birkaç talebesiyle birlikte Sarayburnu''na doğru açıldı...
Allahü teâlânın izniyle Mahmûd Hüdâyî hazretlerinin himmeti bereketiyle, kayığın ön, arka ve yanlarından bir kayık mesâfesinde deniz sütliman oluyor, dalgalar kayığa hiç tesir etmiyordu. Bu şekilde herkes korkudan denize çıkamazken, Azîz Mahmûd Hüdâyî hazretleri selâmetle karşıya geçti...
Selâmetle gidilen yol Onları endişe içinde bekleyen Padişah ve devlet ricali sevinç içinde mübareği karşıladılar ve tören yerine götürdüler. Böylece Sultan Ahmet Camii ibadete açılmış oldu... Üsküdar ile Sarayburnu arasındaki bu yola "Hüdâyî Yolu" dendi ki, fırtınadan uzak, selâmetle gidilen bir deniz yolu olduğu kabûl edilir...

