Kaydet
a- | +A

1780 senesinde İstanbul''a gelen bir Fransız mühendis, yanında bir de logaritma cetveli getirmişti. Bir aralık Bâb-ı âlî''ye gelerek zamanın hükûmetine verip: -Memleketinizde bu cetvelden anlayan ve bununla uğraşan var mıdır? diye sorar.

Kendisine, Gelenbevî İsmail Efendi adında bir zatın matematikle meşgul olduğunu söylediler...

Kulübede ilmî çalışma!.. Fransız mühendis, Gelenbevî''nin adresini alarak kendisini ziyarete gider. Bir kulübeden farkı olmayan İsmail Efendi''nin evinden içeri giren mühendis, karşısına çıkan bu üstü başı perişan adamın, aradığı kimse olduğunu güçlükle anlayınca, fazla konuşmağa bile tenezzül etmeden elindeki kitabı uzatır ve:

Fransız, hayretler içinde! -Bir haftaya kadar bu kitap hakkındaki cevabınızı bekliyorum, deyip bu harap evden çıkmak ister.

Gelenbevî İsmail Efendi onu bekletmeden, cevap yerine kendisinin telif etmiş olduğu logaritma cetvelini Fransız mühendise verir. Bu cetveli gören Fransız, hayretler içinde, onun zekâ ve kabiliyetine hayranlığını şu sözlerle izhar eder: -Bu adam Avrupa''da olsaydı ağırlığınca altın ederdi...

"Cebir" kitabı bile yeter... Gelenbevî İsmail Efendi, medresenin yetiştirdiği ve ilmî değerini Osmanlı Devletinin sınırları dışına taşıran son devir âlimlerindendir. Matematik ve astronomi; mantık, felsefe ve âdab; kelâm ve tasavvuf konularındaki eserleri meşhurdur. Ömrünün sonlarına doğru yazdığı "Cebir" kitabı ise onun değerini anlamaya yetiyor...

ÖNE ÇIKANLAR