Yazımızın başlığı, dün akşam Şükrü Saraçoğlu Stadı''nda ne kaçan goller, ne de yarım düzineye kadar çıkamamış skor için değildir.
Diyeceğimiz odur ki, Lyon''daki maçla birlikte elindeki takımın ne olduğunu, dolayısıyla ne oynaması gerektiğini anlayan ya da anlatılan Daum''un, bir Şampiyonlar Ligi ikinci tur trenini kaçırışıdır.
F.Bahçe orta sahasında sayısal zenginlik kurgusuyla oynadığında, yani dün akşamki gibi Aurelio''ya hem Yozgatlı, hem Kemal, hem Tuncay desteğiyle, hem arka, hem ön bloklarının gücünü ekonomik kullanabiliyor, hem de Alex''e her türlü riske girip keyfine göre oynama rahatlığı sunuyor.
Dün akşam Diyarbakırspor hiç de öyle kendi kalesinin önüne biriken, rakibi bozan, dolayısıyla yakışıksız bir futbola başvuran bir takım değildi.
En az F.Bahçe kadar iyi oynamaya, pozisyon üretmeye, gol bulmaya niyetliydi.
Diyarbakır''ın bu öne doğru oynama planı ve hevesine karşı F.Bahçe''nin pres de yapabilen kadrosu, kalite farkı ve vites yükselttiğinde baskın çıktı.
Yani dün akşam Kadıköy''de hayli övülebilecek, iki takımın da ortaklık ettiği iyi bir futbol gösterisi vardı.
Aurelio''nun yıllarca jeneriklere asılı kalabilecek golü ve yukarıda çizdiğim F.Bahçe futbolu, sanırım cümle âleme bir Daum değeri sunmuştur.
O müthiş golün yapıcısını elden çıkartabilmek adına çaba veren, orta sahasız futbolla elindeki kapasiteyi her maç maceralı sonuçlara sürükleyen Daum''un, geçen yılın finalinde iddia ettiğim gibi son 4 maçtaki çıkışta hiç payı yoktur.
Kimse o birileri, birbuçuk yıldır bu kadronun nasıl oynaması gerektiğini vurgulayan bu satırların yazarı ve paralelindekileri Daum''a iyi anlatmış.
Tekrar vurgulamakta yarar vardır.
F.Bahçe dün akşam kapasitesince, kendi futbol anlayışına yakın oynamaya gayret eden bir takımı yendi.
Yazımızın şuracığına bir vurgu daha yapmak istiyorum.
Yarın Alex''in frikik golüne şapka çıkartacakların, bence kaleciye bir "Düüüt" çekmeleri daha yerinde olur.

