Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyılın son çeyreğinden itibaren girdiği her savaşı kaybetti ve arka arkaya alınan bu mağlubiyetler, halkı kurtarıcı aramaya itti. Tahta çıkan her padişah yeni bir ümit oluyordu ancak değişen bir şey yoktu...
O yıllarda, Osmanlı İmparatorluğu gittikçe küçülürken, halk da gittikçe yoksullaşıyordu... 1808''de İkinci Mahmud Osmanlı tahtına çıkmıştı... Yeni hükümdarın ilk saltanat yılları çok sıkıntılı idi. Tahta geçmesinden bir buçuk ay sonra Yeniçeriler ayaklandı, ardından büyük bir yangın İstanbul''un önemli bir kısmını yok etti. Bu arada Rusya ile daha önce başlamış olan savaş da devam ediyordu.
Kıtlık yılları... Ruslar, 1809 Kasım''ından itibaren Osmanlı İmparatorluğu''nu iyice sıkıştırmaya başladılar. Savaş yüzünden İstanbul''da kıtlık yaşanıyordu.
İkinci Mahmud Han, 1810 Şubat''ında yanında sarayın yüksek memurlarından olan Silahdar Ağa ve birkaç adamı ile beraber Fatih semtinde kılık değiştirmiş vaziyette gezerken, kendine beddua edildiğini işitti.
Halk, bir fırının önünde ekmek kuyruğuna girmişti ve izdiham yaşanıyordu. Bu sırada ekmeğini güç bela alabilen bir kadın fırından ayrılırken ''Padişahın gözü kör olsun. Şu ekmeği alıncaya kadar çektiğimiz eziyete bak!'' diye bağırmıştı. Padişahın adamları, kadının yanına yaklaşarak "Padişah n''eylesin kadın? Bu çektiğiniz kendi suçunuzdur. Bunu siz Allah''tan bilin, padişah n''eylesin?" dediler. Kadın, bu sözleri duyunca iyice çileden çıktı. Nasihat etmeye çalışanlara bağırıp çağırdı.
Mahmud Han, olup bitenlerden oldukça etkilenmişti. Yine de tahammül gösterip, aldırış etmemiş gibi davrandı.
Padişah, ertesi sabah, aleyhinde bağırıp çağıran kadına verilmesi için Silahdar Ağa ile 100 kuruş gönderdi.
İftardan hemen sonra!.. Ağa, fırına giderek bir gün önce bağırıp çağıran kadını sordu ve kadının bir gün önce iftardan hemen sonra aniden kör olduğunu öğrenince bir hayli şaşırdı ve hemen evine gitti. Silahdar Ağa''nın adamları, evin kapısını vurup kadını dışarıya çağırdılar ve onun hakikaten kör olduğunu görünce şaşkınlıkları daha da arttı.
Hikmet-i Hüda, bir gün önce ''Padişahın gözü kör olsun'' diyen kadın evine dönmesinden hemen sonra bir göz ağrısına tutulmuş ve iki gözü de görmez olmuştu...

