Bir cuma gecesi, Cihan Padişahı Genç Osman dua ediyordu. Çünkü yarın sefer emri verilecekti... Ve Padişah, ertesi sabah sevinç içinde uyandı. Cemaatle sabah namazını kıldılar. Sonra silahlarını kuşandı. Güneş 3 mızrak boyu yükselince, ordugaha çıktı. Tam hareket emrini vermek üzere iken garip bir şey oldu; ortalık kararıvermişti. Çünkü güneş tutulmuştu. Evet, biraz önce ışıl ışıl parlayan güneş karardı. Göz gözü görmez hale geldi. Bu, yıllardır görülmemiş bir olaydı. Herkes önce şaşırdı, sonra heyecanlandı.
"Bugün Sehl günüdür"
Padişahın hemen yanında bulunan Rumeli Kazaskeri Taşköprülüzade Kemaleddin Efendi, aynı zamanda büyük bir âlim idi. Yavaşça Sultanın kulağına edeplice eğildi: -Devletlûm! Bugün Sehl günüdür. Gerçi dinen bir mahzuru yoktur ancak halkın heyecanının geçmesi için destur verirseniz, hareketi biraz tehir edelim derim. Gerçekten o gün, Kamerî aylardan Cemaziyelâhir''in son günüydü. Kameri ayların son günlerine, "Sehl günü" denirdi ve sefere çıkılması âdet değildi.
Genç Padişah cevap verdi: -Hele namazı kılalım da, dedi. Mevcut cemaat, Küsûf namazı (güneş tutulunca kılınan namaz) kıldılar. Dualar edilirken, güneş tekrar parıldamaya başladı. Bütün İstanbul halkı ile birlikte, Davutpaşa kışlasındakiler de sevinç gösterileri yaptılar. Daha sonra genç Padişah, güneş tutulmasının uğursuzluk alâmeti olmadığını bildirerek, derhal hareket emri verdi.
10 gün sonra Edirne''ye varıldı. Burada 16 gün kalınarak eksiklikler tamamlandı ve 100.000 kişilik ordu, Lehistan üzerine doğru yola çıktı. Yaz mevsimi olmasına rağmen çok yağmur yağmıştı ve bu yüzden her taraf bataklık haline gelmişti. Büyük zorluklarla, 12 Temmuz''da İsakçı kasabasına gelindi. Burada Tuna nehri geçilecekti. Fakat bu muazzam ağırlıkları taşıyacak bir köprü mevcut değildi. Derhal köprü yapılması Ferman buyuruldu. 10 gün sonra köprü hazırdı.
Her askere bin akçe Artık ramazan ayına da ulaşılmıştı. Gaziler oruçlu idiler. Halife-yi Rûy-i Zemin, emrettiler: -Her mücahid askerime 1000''er akçe verile! Bu eski bir Osmanlı âdetiydi. Padişahlar ilk seferlerine çıktıkları vakit, böyle bir ihsanda bulunurlardı. Genç Osman, bilhassa mübarek ramazan ayını beklemişti. Ordu, Hotin Kalesine doğru yola koyulmuştu...

