Kaydet
a- | +A

Sultan IV. Mehmet Han, Venedik elçisi ile görüşme hususunda, Fazıl Ahmet Paşa''ya bir hatt-ı hümayun gönderdi:

"Bismillahi teâlâ Yenişehir''e vasıl olmuşumdur. Venedik sefiri dahi Yenişehir''e yakın geldi, lakin daha gelip rikab-ı hümayunumuza yüz sürmemiştir. Benim lalam ne dersin? Sefir geldikte ne cevap verelim? Eğer kalenin fethine aklınız keserse, sefirden kaleyi isteriz. Eğer bir sene daha kale ile cenk olunacaksa, asker ve cephane, mühimmat ve alet yetiştirmeğe cümle memleketlerim aciz olmuştur. Şimdi bu hususta bir iki kimse ile söyleşip acele haberini gönderesin!.." ? Paşanın gözyaşları... Padişahın mektubu Kandiye ordugahına geldiği zaman kahraman vezir Fazıl Ahmet Paşa çok müteessir oldu: -Kandiye''den nasıl vazgeçeriz? Kaleyi çeviren her karış toprakta şehitlerin kanı var. Gaziler şehitlerin hakkını yiyemezler, diye hüngür hüngür ağlamaya başladı. Sonra bir ariza yazarak padişaha yolladı: "Benim şevketlû padişahım. Henüz Venedik sefiri gelip rikab-ı hümayununuza yüz sürmemiş. Eğer gelen sefirde kaleye müteallik söz varsa ne güzel, yüz sürsün ve illâ yine yerinde dursun, otursun. Eğer kalenin ahvali sual buyurulursa, iki tarafta üçer yüz zirâ'' mikdarı yıkılıp içeri girmeğe aramızda on kulaç kalmıştır.

Benim şevketlû padişahım. Askerin yorgunluğu sebebiyle biraz eğleniyoruz. Yoksa pek az işimiz kaldı. Lakin buna zaman tayin etmek olmaz. ''Hak teâlâ cümlemizin canını alsın, tek bu kale kâfirin elinde kalmasın'' diye Cenâb-ı Hakka niyazda olduğumuzdan iştibah buyurulmasın (şüphe edilmesin). Kale öyle bir hale varmıştır ki, saat be saat Hak teâlâdan fetih ümid ederiz. Benim efendim, sefirin akçesine veya münafıkların sözlerine itimad buyurmayınız. En yakınınızdan birisini buraya gönderiniz ki, Kandiye Kalesi ne haldedir görsün ve size anlatsın. Sefire de merdane cevap verilsin..."

"Bizi yalnız bırakmayın!" Veziriazam, ayrıca padişahın yakınlarına, Sadaret Kaymakamına ve Şeyhülislama da mektuplar yazarak, böyle müşkil bir zamanda kendisini yalnız bırakmamalarını ve padişah efendimizin barışa olan meylini önlemeye çalışmalarını rica etti. Mektuplardan biri şöyle bitiyordu: "... Eğer padişah efendimizi Kandiye kalesinin muhakkak fethi için ikna etmez, bu hususta gayret göstermez iseniz, yarın huzuru Rabbül âleminde şehitlerin elleri boğazınızdadır. Allah aşkına ve şehitler hürmetine efendimize hakikati arzediniz..."