Kaydet
a- | +A

Boyacı çocuk, otelin köşesindeki kaldırımda müşteri beklerken, eline büyük gelen, tüyleri cömert, simsiyah koca fırça ile boya sandığının kenarına vurarak tempo tutuyordu.

Tam o sırada bir taksi durdu; kerli ferli iki adam indi, iki arka kapıdan...

Şoför koşarak bagajı açtı, iri iri bavullar indirmeye başladı.

Adamlar yardım ister gözlerle otele baktı.

Boyacı çocuk hamle etti, bavullardan birini alıp otelin giriş kapısına yürüdü. Bu sırada otelin oda hizmetleri görevlisi de geç kalmış olmanın mahcubiyetiyle içeriden koşarak geldi, öteki bavulu aldı.

***

Boyacı çocuk, "beş ayakkabı boyamaya bedel" bahşişle otel kapısından çıkarken yüzündeki gülücüğü saklamaya çalışıyordu.

Çocuk, artık önünden geçen ayakkabılardan çok, böyle bir fırsatı bir daha yakalar mıyım diye otelin önünde duran araçlara dikkat kesiliyordu.

Ancak o fırsatı tekrar yakalayabilmek için üç gün beklemek zorunda kaldı. Yine bir taksi durdu otelin önünde ve bu kez orta yaşlı, fötr şapkalı, ciddi duruşlu, sanki bir film sahnesinde oynuyormuş gibi dikkatli hareketlerle bir hanım indi.

Boyacı çocuk koşturup, kadının büyük çantasına hamle etti.

Kadın resepsiyonda gerekli işlemleri bitirip anahtarını alıncaya kadar çocuk bavulu sıkı sıkı tuttu.

Ancak hanım odasına çıkmak için merdivenlere yöneldiğinde otel görevlisi, çocuğun elindeki valizi sertçe çekip aldı, dişlerinin arasından "Defol şuradan!" diye mırıldandı, kadına duyurmadan...

Çalışılmış ve alışılmış bir reveransla hafif bükülerek kadının önüne geçip yol gösterdi:

-Şöyle buyurun.

Çocuk hem para alamamış, hem de azar işitmişti.

Sürprizin kötüsü gerideydi.

Biraz sonra otel görevlisi, çocuğun bulunduğu kaldırıma geldi, sol kulağından tutup iskemleden ayağa kaldırdı:

-Bir daha buralarda görmeyeyim seni! Defol!

Boyacı çocuk ağlayıp yalvarmadı; "Yetimim, okul harçlığı kazanmam lazım" demedi; utançtan kıpkırmızı kesilmiş suratla oradan ayrıldı.

***

-Bir isteğiniz var mı efendim?

-Ben şekerli kahve ve su alayım.

-Siz efendim?

-Hiçbir şey istemiyorum!

Otel görevlisi saygı ile odadan çıkınca, kahve isteyen kaleci, bir şey istemeyen forvet oyuncusuna sordu:

-Niye tersledin adamı?

-Çünkü on bir sene önce o beni terslemişti.

-Nasıl?

-Bu adam o zamanlar benim kulağımdan tutarak bu otelin önünden kovmuştu.

-Yapma ya... Adiye bak! Gelsin ben şimdi ona gösteririm. Bu gece çekeceği var, elli kere göndereceğim onu mutfağa!

-Sakın... Ben affettim. Rövanş istemiyorum. Mahcup etme adamı... Lütfen... Sakın!

-Oğlum sen ne biçim adamsın yaa... Gerçi sırf başkana söz verdim diye koskoca Trabzonspor'a gitmeyen adamdan da bu beklenir zaten! İnsan mısııın, melek misiiiin anlamadım gitti.

ÖNE ÇIKANLAR