Hıristiyanlar, Orta Avrupa''nın kapısı ve kilit noktası olan Belgrad''ın müdafaası için büyük hazırlıklar yapmışlardı. Muhasara sadece kara tarafından başlamıştı. Bu yeterli değildi, zira kalenin nehir yoluyla irtibatı devam ediyordu. Macarların kendisini millî bir kahraman olarak gördükleri Hunyad gelmeden önce kaleye girmek lazımdı...
Yapılacak şey, Macaristan tarafına geçilerek Hunyad''ın yolunun kesilmesiydi. Fakat bazı Vezir ve Beyler, Belgrad''ın uzun müddet dayanamayacağına inandıkları bu hareketi lüzumsuz buluyorlardı. Harp usullerine vâkıf ve tecrübeli Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa aynı fikirde değildi. Muhasaranın üçüncü gününde toplanan divanda fikirlerini söyledi. Bir kısım kuvvetle Macaristan tarafına geçerek kaleye yardıma gelecek Hunyad''ın karşılanmasını teklif ederek:
"İzin verin Tuna''yı geçeyim"
-Padişahım, destur verin Tuna''nın öte yakasına geçeyim. Hisar karşısında durarak gelecek küffarın önüne
çıkayım, dedi.
Rumeli Akıncıları ve Sancak Beyleri bu fikre katılmadılar. Karaca Paşa her ne kadar;
-Paşalar, beyler, etmen, tedbir budur, dediyse de sözünü dinletemedi. Muhasaranın devamına karar alınan divandan çıkıldığında, Karaca Paşa âdeta ağlamaklı olmuştu. Birlikte olduğu Yeniçeri Ağası Hasan Ağaya: -Ağa, kişi dostunu böyle mi destekler? diye serzenişte bulundu. Hasan Ağa da dertliydi. Divanda kendisine söz düşmemişti. Diğer taraftan Sancak Beylerinin;
-Karaca, cenkten uzak kalmak için böyle söyler, dedikleri kulağına gelince kıpkırmızı oldu ve: -Padişahımız bilir. Biz Bizans surları önünde cenk ederken bu beyler neredeydi? Ben bu canı Padişahım ve devletim için bu tende saklarım, diye kükredi âdeta... Yeniçeri Ağası onu teselli ederek;
-Hiddetlenme Karaca! Ben seni bilirim. Git efendimize durumu tekrar arz eyle, deyince, Karaca Paşa;
-Yok Ağa yok, olan oldu, dedi...
İş işten geçmiş miydi?!.
Muhasara bütün şiddetiyle devam ediyordu. Vidin''de toplanan Osmanlı donanması Segedin''den gelecek yardıma engel olmak için Belgrad önüne geldi ise de, Hunyad''ın donanmasına mağlup oldu. Şiddetli bir hücuma geçileceği sırada Hunyad, kaleye yardıma geldi. Bu durum, savaşın şiddetini bir kat daha arttırmıştı. Genç Padişah o zaman Karaca Paşaya hak vermişti. Acaba iş işten geçmiş miydi?!.

