''GENÇ DEĞİLSİN, SANA KALP ÇIKMAZ'' SÖZLERİYLE YIKILAN 49 YAŞINDAKİ ADEM ANLATIYOR: "Kendimi laboratuvarda bulduğum an, iki kişi daha bekliyordu. Beni değil, onlardan birini aldılar. İçimden ''Keşke ben olsaydım'' diye dua etmiştim ki, çok geçmeden çağırdılar..."
Hayatımı değiştiren ses ONA UYMADI SEN GEL
GEZMEK İSTİYOR Nurhan Polat, nakil sonrasında eşinde bazı değişiklikler olduğuna dikkati çekiyor: "Eskiden yerinden kalkmazdı. Şimdi sürekli gezmek istiyor. Ama ben onunla gezecek durumda değilim. Kaldı ki doktorumuz, fazla uzağa gitmemizi de istemiyor. Bir de aşırı sinirli oldu. Perhiz yaptığından eskisi gibi her şeyi yiyemiyor. Sıkıntılı bir durumu var..." Adem Bey, şimdilerde vaktini torunlarıyla geçiriyor... 2001 yılında mide ağrısına benzer bir şikayetle doktora giden 4 çocuk babası Adem Polat''a kalp büyümesi teşhisi konur. Derken bayılma nöbetleri başlar, kalbinin yüzde 35 gibi bir oranla çalıştığı tesbit edilir ve 2004 yılında nakil listesine alınır. Tedavisi Koşuyolu''nda sürdürülen Adem Polat, artık yatağa mahkumdur. Rahatsızlığı dayanılamayacak safhaya geldiğinde hastaneye yatırılır, kendine gelince taburcu edilir. Bir ayağı hastanede bir ayağı evde geçirdiği günlerde, iki kere eşikten döner, bir türlü doku uyuşmaz. Gerek akraba, gerekse arkadaş çevresinin "Sana kalp çıkmaz, sen genç değilsin?" şeklindeki sözleri üzerine iyice yıkılır. AH BEN OLSAYDIM 55 günün sonunda ''öldü ölüyor'' denilen Adem Polat''ın, durmuş kalbine bile olağanüstü çarpma yeteneği kazandıran olay kendi anlatımıyla şöyle gelişir: "Kalp nakli olmuş üç kişinin yattığı odadaydım. Sabah saatlerinde bir grup doktor ve hemşire içeri girdi. Ben diğer hastaları kontrol için geldiklerini düşündüm. Ancak benim başımda durup kendilerince muayene ettiler. Hatta ''sigara içiyor muydun?'' diye sordular. ''Hayır'' cevabı ile birlikte kendimi laboratuvarda buldum. İki kişi daha bekliyordu. Ama birini aldılar. O anki yüz halimi hâlâ unutamıyorum. İçimden ne kadar, ''Ah keşke ben olsaydım'' diye dua ettim sormayın. Çok geçmeden, ''Ona uymadı sen gel'' diyerek beni içeri aldılar. Eşimi ve çocuklarımı arayıp helalleştim ve 18 Mayıs günü yeni kalbimle uyandım." Nakilden sonra 6 ay hastanede kalan ve sonradan ortaya çıkan şeker hastalığı ile ilgili de tedavi gören 49 yaşındaki Adem Polat, arafe günü taburcu olur. Grip olsa dahi hastaneye giden Polat, uzun bir süre psikolojik olarak da kendini yeni kalbine alıştırmaya çabalar. Nakil sonrası, "Acaba bu kalp bana uyacak mı? Eğer uymazsa, eldeki de gitti, ben ne yapacağım?" diye uzun bir süre endişelenen Polat, ''Takdir-i ilahi ne ise olur" diyerek vesveseden kurtulur. Artık sağlıklı bir hayat sürdüğünü anlatan Adem Polat, "Çok şükür bugünüme. Kalbini aldığım rahmetliye her namazda dua ediyorum. Onun için okuyorum. Mekanı cennet olur inşallah!" diyor. ACIMIZ TAZELENİR Eşinin nakil olmasına en çok sevinen ise Nurhan Hanım olmuş. Kocasını yoğun bakım yatağında bırakıp organ veren aileye ulaşmaya çalışan Nurhan Hanım''a hastane yönetimi, prosedür gereği ailenin irtibat bilgilerini vermemiş. ''Trafik kazasında vefat eden bir kişinin kalbi'' bilgisi ile yetinmiş. Hatta mahallede yayılan ''bir çocuğun organlarının bağışlandığı'' dedikodusu üzerine harekete geçen Nurhan Hanım, buradan da bir sonuç alamamış. Çok sonraları kurşunlanma neticesinde 4 gün yoğun bakımda kalan 24 yaşındaki bir gencin kalbinin naklediğini öğrenmiş, lakin bu defa da aile iritibat kurmak istememiş. Adem Bey''le yapmak istedikleri teşekkür ziyareti, ailenin ''Acımızı tazelemek istemiyoruz'' sözü üzerine şimdilik tehir edilmiş. BEN DE İSTEDİM, AMA!.. Hayatında bir defa olsun kan bile vermediğini söyleyen Polat, "Şimdi bir başkasından alınan kalple yaşıyorum. Organlarımın ölünce kullanılmasını istedim, ancak bize bile yeterli değilmiş, kullandığımız ilaçlar, vücutta birtakım organları yıpratıyormuş. Olmadı!" şeklinde konuştu. DOKTORLAR ANLATIYOR DOÇ. DR. H.BASRİ ERDOĞAN Helikopteri profesör indirdi Doç. Dr. Hasan Basri Erdoğan, 21 yıllık hekim. 10 yıl önce katıldığı kalp nakil ekibiyle şimdiye kadar 20 nakil yapmış. Dolayısıyla nakil sürecinde birçok hatırası var. İşte onlardan biri: "Bir gece Bursa''da, Üniversite Hastanesinde bir genç kıza ait kalp olduğu şeklinde Ankara''dan bilgi geldi. Bizdeki hastalardan birine uygun olduğunu söylediler. Gitmemiz gerekiyordu, üstelik gece yarısı olsa bile. Planlama yaptık, Bursa''ya uçak yok, araba yetişmez, dört saatte kalbin alınıp yeni yerine takılması lazım. Hurşit Tolon Paşa, 1. Ordu Komutanıydı. Bu meselelere sıcak bakıyordu. Başhekimimiz Cevat Hoca kendisini aradı. Bize bir Skorsky verdiler. Samandıra''dan kalkmak için hazırlıklar başladı. Pilot, gece olmasına rağmen kalktı. Bursa''ya bir saatte vardık. Saat gece yarısı 03.30. Bu defa nasıl ineceğiz sıkıntısı başladı. Helikopterin gürültüsüyle pistin etrafı insan doldu. Aşağıda bir adam var, helikopter pistinde el kol hareketleri ile pilotu yönlendiriyor. Pilotlar da ona göre indi tabii. Göbekli bir adam kapıları açtı, biz koşarak ameliyathaneye girdik. Kalp uygun aşamaya getirildi. Bir, bir buçuk saatte kalbi aldık. Beklerken bize ameliyathanede bir şeyler ikram ediyorlardı. Ben o anda, ''Yaa iki pilot var aşağıda, onları unuttuk. Bir şeyler ikram edelim'' dedim. ''Hocam sen merak etme, onlara Halit Hoca bakıyor'' dedi. Meğer pilotlara el kol hareketi yapan o göbekli adam, üniversitede biyofizik profesörüymüş. Bir şekilde nakil için gece geleceğimizi duymuş, kalkmış, gelmiş. ''Bunlar inemezler, inişi halledeyim'' demiş. Hiç ameliyatla ilgisi bile yok. Sağ olsun bizi indirdi, pilotları da misafir etti. Ayrılırken de profesör olmasına rağmen, kibir yapmadan kapının ağzına gelip bize ''güle güle'' dedi. Aynı şekilde el kol hareketleri ile bizi tekrar uğurladı. O olmasaydı bizim inişimiz de kalkışımız da çok zor olacaktı..."
Hayatımı değiştiren ses ONA UYMADI SEN GEL
Doç. Dr. Erdoğan, 10 yıl önce katıldığı kalp nakil ekibiyle şimdiye kadar 20 operasyonda bulunmuş... HASTALIĞI BOYUNCA ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİREN EMİN''E, 6 YIL BEKLEDİKTEN SONRA NAKİL YAPILDI: Kalbim için seferber oldular Türkiye''nin kalp nakli yapılan 341. kişisi olarak kayıtlara geçen 38 yaşındaki iki çocuk babası Emin Gezgin''in rahatsızlığı 6 yıl önce başlamış. Geçirdiği kalp krizinin ardından yoğun bakıma alınan ve burada tedavi gören Emin, ''kalp nakli gerekli'' teşhisinin ardından taburcu edilmiş. 6 yıl boyunca ikinci el bir kalp bulabilmek için bekleyen Emin''in aradığı kalp, nihayet bulunur. Silahla yaralama sonucu beyin ölümü gerçekleşen bir donörden alınan kalp Emin''e takılır. Emin''in, "Dizlerimin bağı çözüldü" diyerek anlattığı o anı kendi ağzından dinleyelim: "Hastalık sırasında çok kötü günler geçiriyordum. Önüme konulan tabağa bakıp ağlıyordum. Karşılaştığım herkese son defa görecekmişim gibi bakıyordum. Çok afedersiniz, tuvalete dahi gidemiyordum. Evde yatarken oğlum Şafak, ''Baba müjde, sana kalp bulmuşlar'' diyerek eve geldi. Benim cep telefonum ondaydı. Hastaneden aramışlar. Haberi duyunca yere yığılacak gibi oldum. Dizlerimin bağı çözüldü. Ev, Gaziosmanpaşa''daydı, bir taksiye bindik. Trafiğe yakalanınca üç saatte hastaneye zor ulaştık. Takatim bitmişti, nefes alamaz haldeydim. Hastaneye girdikten sonrasını hatırlamıyorum. Şimdi bedenimden 14 yaş küçük bir kalp taşıyorum. Bana bu kalbi veren o genç kardeşime sürekli dua ediyorum. Doktorlarıma borcumu nasıl ödeyeceğim, bilmiyorum. Vade dolmadan insan ölmüyor, ama onların gayretleri sayesinde ayaktayım. " Eşinin iyileşmesine en çok sevinen eşi Şefika Hanım, "Allah onu bize bağışladı. Hiç umudumu kesmedim. Şükürler olsun bugünlere kavuştuk" şeklinde duygularını dile getirdi.
Hayatımı değiştiren ses ONA UYMADI SEN GEL
KOŞUYOLU''NUN DOKTORLARI ONUN İÇİN KOŞTURUYOR! Doktorlarına teşekkür eden Emin Gezgin, hâlâ hastanede tedavi görüyor. Emin, "Bana o kadar ilgi gösteriyorlar ki anlatamam. Bu taşıdığım kalp sanki benim değil de hastanenin ortak malıymış gibi davranıyorlar. Yüzümün asılmasına bile müsaade etmiyorlar" şeklinde duygularını dile getiriyor. YASİN BU SÖZLE SEVİNDİ: Umudunu kaybetme ÖNCELİK GENÇLERİN Karabük''te ilkokulda okurken nefes alıp vermekte güçlük çektiği için babasının hastaneye götürdüğü Yasin Nuri Demir; doktorun odasından, ''top oynaması yasaklanmış bir çocuk'' olarak çıktığı gün bile hastalığını tam olarak kavramadı. Taa ki, Hacettepe Üniversitesi''nde tedaviye başlayana kadar... Babasının ''koşmasın'' diye yakın takibe aldığı Yasin, maddi imkansızlıklar yüzünden tedaviyi de ihmal eder. Arkadaş ortamında sigara tüttürmeye başlar. ''Kendi sonumu hazırlamışım'' diyen Yasin, şöyle anlatıyor: "5 yıl önce nefes darlığı ve bayılma nöbetleriyle Karabük''te hastaneye gittim. Yoğun bakıma aldılar. Kalp yetmezliği teşhisiyle İstanbul''a sevkettiler. Koşuyolu''nda kalp nakli olmam gerektiğini söylediler. Dünyam yıkıldı. Ve 2004 yılında nakil için kayıt yaptırıp, İstanbul''a yerleştim. Doktorumun, ''Gençlere öncelik veriyoruz Yasin, sen umutlarını kaybetme'' telkinleriyle üç yıl boyunca bekledim. Geçinmek için bir şirkette ön muhasebe elemanı olarak işe başladım. Ancak sağlığım da kötüye gidiyordu. İlaçlar da fayda etmiyordu. 2007 başında tekrar hastaneye yatırıldım. Her geçen gün daha da fenalaşıyordum. Beni yoğun bakıma aldılar. Yarı baygın halde yatarken Başhekim Cevat bey servise geldi. Bana baktı ve ''Bu çocuğun durumu iyi değil. Çok acil bildirin, yoksa daha şansı olmaz'' dedi. Aradan 10 gün geçmiş, odamda yatıyordum ve beni acele ameliyata aldılar. Sabah uyandığımda acaba ameliyat oldum mu diye düşünüyordum. Sonradan fark ettim. Nasıl sevindim anlatamam. Birkaç hafta sonra taburcu oldum..."
Hayatımı değiştiren ses ONA UYMADI SEN GEL
OĞLUNUN İSMİYLE HİTAP ETTİ Sağlığına kavuşan Yasin, kalbini aldığı Kenan''ın evine gitmiş. O anı şöyle anlatıyor: "Evin duvarında Kenan''ın bir fotoğrafı vardı. Annesi, ''Bak, bu senin kardeşin'' dedi, gözlerim doldu. Bana sürekli ''Kenan'' diye hitap etti. Birlikte mezarlığa gittik, Kenan''a bol bol dua ettim..." YARIN: AİLELERİN BÜYÜK BULUŞMASI