Dördüncü Murâd Han tam bir İslâm terbiyesi ve ahlâkı ile yetiştirilmişti. Arapça ve batı dillerine hâkim olup her türlü memleket meselesine vâkıftı. İlmi ve ilim adamlarını çok sever, fırsat buldukça ilim meclislerine gider, onları teşvik ederdi. Evliyâ Çelebi ve Kâtib Çelebi gibi âlimler, teşvik ettiği kimseler arasında idi. Kur''ân-ı kerîm okumayı ve ibâdetlerini hiç ihmâl etmezdi. Dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi o da Hırka-i saâdet dâiresinde Kur''ân-ı kerîm okurdu...
Sultan cevap bekliyordu!.. Bir gün, Dördüncü Murâd Han''a, mutasavvıflar kötülenmiş, onların bâzı işlerinin yasaklanması istenmişti. Sultan yalnız böyle söyleyenlerin sözleriyle hareket etmeyip, her meselede olduğu gibi bu meselede de zamânın âlimlerine sorup cevap istemişti. Bunlar arasında İsmâil Ankaravî hazretleri de vardı. O da üç gün içinde yirmi sayfalık bir risâle yazıp arzetti. Cevaplar, Şeyhülislâm Yahyâ Efendi ve diğer zamânın önde gelen âlimleri tarafından incelenip uygun görüldü ve pâdişâh tarafından da kabûl edildi. Böylece onların vesîlesi ile gerçek tasavvuf ehli sıkıntıdan kurtuldu...
Hüdâî hazretlerinin duası... Padişahın her zaman duacısı ve müşküllerini çözmede yardımcısı olan Azîz Mahmûd Hüdâî hazretleri onun bu cevaplarını beğenip; "Allahü teâlâ, muhâliflere karşı Rusûhî''nin ayağını sağlam ve sâbit eylesin. Onların inat damarlarını kesmekte söz kılıcını keskin eylesin. Muhâlifleri susturmakta mızrağını tesirli eylesin. Zamânımızda tasavvuf ehline karşı olanlarla onun mücadelesi olmasaydı, onların eli hak tâliplerine uzanır, zarar verirdi. Doğru yolda olanlarla olmayanları birbirinden ayırmak zor olurdu. Allahü teâlâ onun delillerinin oklarını en doğru hedefe isâbet ettirdi" diye medhetti.

