Gazeteciler milli maçtan dönüyordu.
Frankfurt Havalimanı''ndaki sıkı kontrolden geçildi, uçuş kartları alındı, bir süre sonra da uçağa binildi.
Türk gazeteciler, Alman ağırlıklı uçakta, aşure tepsisinin içindeki kayısı parçaları gibi sağa sola dağılmıştı. Herkes farklı sıralarda, farklı koltuklardaydı. İçlerinden biri, sporun yanında değişik edebiyat ürünleri veren, duygusal yapılı biri, iki Alman''ın yanına düşmüştü. Bu iki kişi bilgisayar programı konusunda İstanbul''da yapılacak bir yarışmaya geliyordu.
Herkes yerine oturup da uçağın kalkma saati geldiğinde, beş kişilik bir aile acemice, ne yaptığını bilemeden, sağa sola çarpa çarpa içeri girdi ve hosteslerin de yardımı ile yerlerini aramaya başladı.
Yazar, bu beş kişiden üçünün nereye oturacağını biliyordu. Çünkü kendisinin sağ tarafındaki üçlü koltuklar boştu. Ama diğer iki kişinin uçak içinde, yer yer çürük diş gibi kalmış boşluklardan hangisine oturacağını bulması gerekiyordu. Gelenlerden biri, kara kaş kara gözlü, saçları neredeyse kaşlarından başlayan, asık suratlı, tipik bir doğuluydu. Beş yolcunun reisi oydu. Çünkü geriye kalanlardan genç hanımın eş, yaşlı kadının anne veya kayınvalide, üç çocuğun da aileyi tamamlayan unsurlar olduğu meydandaydı. Hepsi esmerdi, hepsi asık suratlıydı, hepsi fakir görünümlü, hepsi biraz sonra mahalle kavgasına karışacak gibiydi. Adam, karısı, kadının kucağındaki bebek ve oğlan çocuk, yazarın sağındaki üçlü koltuklara oturtuldu. Yaşlı anne ile büyük kız ise arka taraflara götürüldü. Yazar içinden geçeni kendisinden saklayacak değildi; "PKK''lıya benziyor bunlar..." diye düşündü.
Yazarın iyi bir gözlemci olduğuna inanılırdı. Tahmin ettiği şeyi doğrulatacak bir sürü sebep arka arkaya geldi.
Kadın, kucağındaki, sarı-kırmızı-yeşil tonların ağırlıkta olduğu kazak giydirilmiş bebeği kocasının kucağına doğru adeta yığarken, Kürtçe bir şeyler söyledi. Adam, erkek görevlinin getirip de kadına tarif etmeye başladığı çocuk emniyet kemerini elinden çekerek aldı, "Ben hallederim!" diyerek.. Yazar bir süre bu ailenin yerleşmesini izledi.
Uçak kalktığında, tam da sağ yanına düşen adamla konuşmak istedi ama çekindi. Hiç PKK''lı birisiyle bu kadar yakın bulunmamıştı. Aradaki küçük koridor yarım metre bile yoktu, neredeyse omuzları birbirine değecekti.
Adam, yüzünü gözünü tırmalayan çocuğa rağmen, uçağın koltuk cebindeki gazeteye uzandı; siyah-beyaz, bol yazılı, azınlık gazetesiydi. Yazar, onları kafaya takmaktan vazgeçip, kucağındaki gazetelere gömüldü. Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu ama pilotun anonsuyla kafasını gazetelerden kaldırdı: - Sayın yolcularımız, kaptanınız konuşuyor. Frankfurt Havalimanı''ndan on dakika gecikmeli olarak, yerel saatle on beş kırkta havalandık. Şu an dokuz bin iki yüz metre yüksekten uçuyoruz. İstanbul için tahmini uçuş süremiz.... Yazar, kaçamak gözle yandaki "tehlikeye" baktı; (adam gazeteyi aldığı yere sokup, dişlerini birbirine sürterek küçük pencereden gökyüzünü izlemeye başladı).
- Afedersiniz, içecek olarak ne alırsınız efendim? Hostes adama doğru yarı eğilmiş olarak bu soruyu sorduğunda yazar kafasını kaldırdı, Kürt yolcuya baktı. - İstemez, dedi adam. Kürt yolcu bu kez yazara döndü; kaşlarını çatıp keskin bir bakış fırlatınca yazar korktu, gayri ihtiyari sordu: - Şey... Nerelisiniz? - Diyarbağır. Yazar, adamın yeni tıraş olmuş yanaklarının üst bölümünden gözlerine kadar kalın kıllarla dolu olduğunu, elmacık kemiğinde iyileşmiş kurşun yarasına benzer bir buruşukluk bulunduğunu gördü. Adam vücudunu biraz daha spor yazarına doğru çevirerek: - Sen... Sen şey degil misin? (S.....) Bey? Yazar, ilk kez tanınmış olmaktan dolayı korktu. - Benim. - Seni tanıyorum. Milli maçtan geliyorsunuz herhal... Yahu üç gün önceki Yunanistan maçında öldüm öldüm dirildim abey. Bi tane pis ğol yiyince öle sinirlendim ki, maçın kalan kısmını ayakta izledim, he vallah. Bir gol attık, hanım "e, de gel otur artığ" diyör, bir tane daha attığ, "bey otur" diyor, nasıl oturayım, bir tane daha, "e, tamam artığ kazandık, otur", Allah seni inandırsın seksan beş dakka ayakta izledim, heyecandan ölmüşem, ne maçtı abey yav! Sana bi şey diyem mi, ben Galatasaraylıyım ama en güzel ğol Gökdeniz''in ğolüydü...
(Otobüs Durağı cuma ve cumartesi yayınlanır.)
SADIKS boşluk yorumunu yaz Turkcell,
Telsim, Avea 2866''ya gönder

