Ali Fenari Efendi, Osmanlı devletinde yetişen âlimlerin ve velîlerin büyüklerinden ve Şemsüddîn Fenârî''nin torunlarındandır. İsmi, Ali bin Yûsuf Bâlî bin Şemsüddîn Muhammed Fenârî''dir. Osmanlı Devletinin ilk şeyhülislâmı Molla Fenârî''nin oğlu Molla Yûsuf''un oğludur. dedesine nisbetle "Fenârî" dendi. Bursa''da doğup büyüdü. 1497 senesinin sonlarına doğru Bursa''da vefât etmiş ve dedesi Molla Fenârî''nin kabrinin yanına defnedilmiştir.
Dersin adabını hatırlatır... İşte, Fâtih Sultan Mehmed Han ve II. Bayezid Han devirlerinde Kazaskerlik de yapan bu Ali Fenari Efendi, insaf ehli olması ve yumuşak huyluluğu ile tanınmıştı... Bir gün medresede ders verdiği sırada, talebelerden biri hocasının sözlerine karşı laubali bir tarzda itiraza kalkışır. Müderris ona cevap vermez, şöyle kaşlarını çatmakla yetinir ve yine dersine devam eder...
Dersin sonunda talebeyi çağırıp bu tutumundan dolayı tekdir etmekle, azarlamakla birlikte dersin adabını hatırlatır ve sorduğu suali de cevaplandırır. Talebe büyük bir mahcubiyetle Hocasından özür diler ve der ki: "Efendim, bu hareketimin cezası olarak ya izin veriniz başka bir müderrisin hizmetine gireyim, yahut da bundan sonra böyle siz ders verdiğiniz sırada artık hiç ağzımı açmayayım." Ali Fenari hazretleri ise talebenin bu sorusuna şöyle cevap verir:
"Asla gücenmedim evladım" "Benim sana karşı muamelem bir hiddet, öfke neticesi değil, gayret arzusu idi evladım. Mamafih şimdiden sonra hatırına gelen sual ve itirazı hiç tereddüd ve tekellüf etmeden söyle, asla gücenmedim ve gücenmem de..."
İşte öğretmen işte öğrenci, başka söze ne hacet!..

