Kaydet
a- | +A

Osmanlı Donanması İnebahtı''yı kuşatmıştı... Sancak fırkasına Kemal Reis, iskele fırkasına da Burak Reis kumanda ediyorlardı... İnebahtı Kalesinin kumandanı Zoanomorti, teslim olması için gönderilen habere şu cevabı verdi: -Venedik donanması neredeyse imdadımıza yetişir. Eğer bu donanmayı yenecek kadar güçlüyseniz, kaleyi size hemen teslim ederim. Bu sırada yüz elli parçalık Venedik donanması Amiral Antonio Grimini kumandasında çıkageldi. Düşman borda düzeninde ilerlerken, Osmanlı Donanması da hemen savaş vaziyeti aldı. Rüzgar, bizim istediğimiz yönde esiyordu. Bir anda yelkenler fora edildi...

İki taraftan rampa ettiler...

Burak Reis''in gemisi, çok büyük yelkenlere sahip olduğu için, bir anda rüzgara kapılıp hızlandı ve donanmadan ayrıldı. Bunu gören Venedikliler, Amiral Armeccio kumandasında dört gemiyle birlikte Burak Reis''i takip ettiler ve ona yetişip etrafını çevirdiler. Fakat Burak Reis''in topları isabetli atışlarıyla iki düşman gemisini tutuşturmuş, askerlerini denize dökmüştü. Bu durumu gören Amiral Lorendano gayet büyük kadırgası ve yanındaki bir kalyonla birlikte adamlarının yardımına koştu. Uzaktan top atışlarıyla Burak Reis''in hakkından gelemeyeceklerini anladıkları için, hızla onun üzerine gidip, iki taraftan rampa ettiler...

İki taraf arasındaki güç dengesi arasında korkunç fark vardı. Burak Reis''in gemisindeki yüz elli levende karşılık, ona rampa eden dört Venedik gemisinde toplam 2500 asker bulunuyordu. Bu durumda yapılacak fazla bir şey kalmıyordu. Burak Reis, ani bir karar vererek, kendisine hem iskele hem de sancak taraflarından rampa eden gemileri ateşe verdi. Bu, kendileri için de çok tehlikeliydi. Fakat çaresiz kalmışlardı.

Gökten ceset yağdı!..

İşte tam bu sırada tüyleri diken diken eden bir çatırtı ve ardından gök gürültüsünü andıran bir patlama sesi duyuldu.Volkan fışkırır gibi bir ateş sütunu, koyu siyah dumanlar arasında göğe fışkırıyordu. Koca Burak Reis, çevresindeki düşman gemilerinden kurtulamayınca, alevler onun cephaneliğine kadar ilerlemiş ve Venediklilerle birlikte havaya uçmuştu. Gökyüzünde kafa, kol, bacak parçaları, yanan tahtalarla birlikte uçuyor ve boşlukta topaç gibi dönen insan vücutları gökten denize yağmur gibi iniyordu... Tüyleri diken diken eden bu manzarayı gören leventler, Venedik gemilerine saldırdılar. Kısa bir zaman içinde koca Venedik donanması perişan vaziyette kaçmak zorunda kaldı. Üç asırdır yenilmez sanılan Venedikliler, Osmanlı leventlerine, bu ilk karşılaşmalarında mağlup olmuşlardı...

ÖNE ÇIKANLAR