Çanakkale savaşları sırasında Rıza Kaptan''ın komutasındaki Sultanhisar torpidobotumuz İngiliz denizaltısına ateşe başlamıştı. AE-2 de iki torpil savurdu. Bunlardan biri torpidomuzu adeta sıyırarak geçti. Fakat yüzlerde en ufak bir korku, hatta endişe izi bile yoktu. Torpilin işe yaramadığını gören AE-2 süratle denizin üstüne çıktı. Şimdi aradaki mesafe 500 metreye inmişti. İngiliz denizaltısı üzerine şiddetli bir top ve tüfek ateşi başladı. AE-2 dalıp çıkıyor, savaş alanından uzaklaşmak istiyordu. Aradaki mesafe 1.000 metreye çıkmış, buna rağmen kaptan kulesi isabet almıştı.
Denizaltıyı batırması zordu
Sultanhisar''ın küçük topları ile bu koca denizaltıyı batırması çok zordu. Ani ve cüretli bir karar vermek lazımdı. Her türlü tehlikeyi göze almadan zafer kazanılamazdı. Rıza Kaptan ellerini açıp dua etti: -Ya Rabbi, sen bizi muzaffer eyle! Sonra müsademe emrini verdi. Sultanhisar, hasmının kıç tarafına bindirmek için bütün sürati ile ileri atıldı. O da son çareye başvurmuş, tehlikeli bir planın uygulamasına geçmişti. AE-2 dördüncü defa daldı. Kendisini muhakkak bir tehlikeden kurtardı. Rıza Kaptan: -Şimdi ne olacak? diyordu. Evet şimdi ne olacaktı? Türk denizcilerinin bütün sinirleri gerildi. Biraz sonra denizaltı, Sultanhisar''ın tam altından suyun üstüne bir ok gibi fırlayarak onu devirmek istedi. Fakat bu manevra boşa çıktı. Tam su üstüne çıktığı sırada Sultanhisar''ın topları, çok yakınında bulunan AE-2''yi ateş yağmuruna tuttu. Artık İngiliz denizaltısının sonu gelmişti. Nihayet düşman beyaz bayrak çekerek teslim işareti verdi. Torpidodan indirilen filikalar, yavaş yavaş batmakta olan denizaltının mürettebatını topladılar.
Esirlerle dönüyorlardı... Sultanhisar''ın güvertesinde üçü subay, yirmi dokuzu er olmak üzere otuz iki esir sıralanmıştı. AE-2 denizaltısının kumandanı, Rıza Kaptan''ı ve Sultanhisar''ın subaylarını tebrik ettiler. -Çok cesurâne mücadele ettiniz. Şâyânı takdirsiniz, dediler.
AE-2 denizaltısı sulara gömülürken Sultanhisar da, 30 Nisan 1915 günü öğleden sonra İstanbul''a geldi. Beraberinde parlak zaferinin nişanı olan esirleri de getiriyordu.

