Kaydet
a- | +A

Bu haftaki muhabbete transferden başlayayım isterseniz...Çünkü son birkaç günde Real Madrid'e, Manchester'a, Barcelona'ya, Milan'a falan meydan okuduk açıkça... Futbolla değil tabii ki, mangır saymada... Ama bu çılgın girişimin bence perdesinin arkası daha önemli. Fenerbahçe, bir Diego Ribas için eldeki mal fazlasını neredeyse 5 milyon avroya halletti. Bir de tören düzenlemezler mi? Kulübü nasıl yaktık, görün gibilerinden... Trabzonspor, verilere göre 11, 5 milyon avro getiri elde etmiş gönderdiklerinden... Ama ya alınanlar. Hele hele son saniye golleri... Gömü mü, petrol mü buldular bilemem ama, Vahid Amca ligde sahada sadece beş yabancı bulunabileceğini bilmiyor mu acaba? Galatasaray da yine İtalyan dolmuşuna binerek üçlük attı son dakikada... Eldeki Sabri, Eboue, Engin ve Yiğit'in toplam maliyeti 12 milyon  avro imiş. Bu İtalyan dolmuşları demek ki çok rahat, çok konforlu... Nasıl olmasın ki, bu paralara... Beşiktaş ise Sosa ile yetindi. Demirören depremlerinden sonra akıllanmışlar belli ki...

Acaba vaz mı geçsek?

Futbol Federasyonu, sezonun adını Süleyman Seba olarak koydu. Mutlu olduk, beğendik, övdük. Sırada Faruk Ilgaz ve Özhan Canaydın varmış. Harika! Harika da, bu yönetici profili, bu seyirci fotoğrafı ve birbirini yiyen bu teknik adamlarla, acaba vaz mı geçsek? Ruhlarını rahatsız edeceğiz diye korkuyorum.

İn aşağıya Sinyor!

Sinyor Prandelli bir gazeteye verdiği röportajda, "Sabri'yi tanımıyorum. Ancak sportif projemizde olmadığından kadro dışı baraktım" demişler. Hayatımda böyle bir komik spor olgusu ne gördüm, ne işittim. Şayet böyle bir projeniz varsa Drogba'dan iyisi bulunabilir miydi Sinyor? Ufak at da civcivler de yesin!

Arda'yı bekleyen tehlike

Birçok önemli konu daha var, dostlar... Benim şu anda ülke futbolu olarak uluslararası tek firmam Arda Turan... Yıllarca şampiyonluk yaşamamış bir takımın şampiyonluğunda rol oynadı. Ama aynı Arda, ne zaman benim Milli Takımıma ülkedeki kamplar sebebiyle katılsa, ya da izin için bizim topraklara düşse, Madrid'e sakat dönüyor. Şimdi de bir yeni takıntı peşindeymiş. Yapma Arda kardeşim!  Oralar bizim mekânlara benzemez. Adamı pat diye kapıya koyuverirler, sıradan bir kasaba takımına kiralık olarak... Etme, eyleme... Sana seni çok seven bir ağabey tavsiyesi... Bizim televizyoncularla falan sadece telefon arkadaşlığında kal, yeter!

Yanal'la Obra farkı!

Fenerbahçe'nin ünlü basketbol koçu Obradoviç de gecelerde dekman olmuş. Kimileri de Ersun Yanal'ın aynı dertten başına gelenlerin Obradoviç'in de başına gelebileceğini söylemişler. Bir yerde yanılıyorsunuz beyler! Nerede mi? Kimlikteki ülke isminde...

Ya Tolunay sahada olsaydı!

Tolunay Kafkas'la İsmail Kartal birbirlerine girmişler. Neden diye şaşırdık. Meğerse eski bir hesaptanmış. Kartal, üç-dört sene önce Gaziantepspor Kadıköy'de direnince Kafkas'a, "Kimin için oynuyorsunuz. Şampiyon mu olacaksınız" diye laf sallamış. Neyse... İyi ki Tolunay cezalı idi. Yoksa sahada Sabiha Gökçen'deki Yıldırım-Trabzonlu şahıs arasındaki, kaç raunt sürdü bilemem ama bir boks maçı izleyecektik.

Fazla atıyorsunuz!

Bazı TV kanalarında sözüm ona vazgeçilmez yorumcular var. Futbolcu eskisi mi ararsınız, paraşütle inen mi? Ben de diyorum ki, bazılarının bendeki ses kayıtlarından, el yazılı imzalı itiraflardan  bazı sunuşlar yapsam mı? Hani tanıtım maksadıyla yahu...

Kim mat olurdu?

Bazıları İsmail Kartal'ın satranç hamlelerinden söz ettiler ve övdüler. Bir de oyunculara sorsanıza... Karabükspor'un genç kalecisi topla içeri girmeseydi, acaba kim mat olacaktı?

ÖNE ÇIKANLAR