Ali Dede Bosnevî hazretleri 1566''da Zigetvar Seferine katıldı. Bu sefer Kânûnî Sultan Süleymân''ın son seferi oldu. Pâdişâh çok hasta idi ve kalenin günler süren kuşatmasına rağmen düşürülememesine çok üzülüyordu. Nitekim vefâtından bir gün önce Sokullu Mehmed Paşaya gönderdiği hatt-ı hümâyûnda; "Şu ocağı yanası dahi alınmaz mı?" demişti. Ertesi gün Ali Dede Bosnevî''nin, askeri duâlarla teşyî edip cesâretlendirmesi ile kale zaptedildi. Bu sırada Kânûnî de vefât etmişti...
Fen ve din ilimlerini yaydı Zigetvar Kalesi civârında Kânûnî Sultan Süleymân Han için bir türbe inşâ edildi. Ali Dede Bosnevî hazretleri de türbedârlığa getirildi. Türbenin yanına bir de zâviye yaptıran Ali Dede, böylece Osmanlı Devletinin bu serhat boyunda dînin emir ve yasaklarını öğretmeye başladı. Bundan sonra "Türbe Şeyhi" unvânıyla tanındı. Yaşayışını, davranışlarını, iyi hallerini, cömertliğini gören gayr-i müslimler seve seve Müslüman oluyorlardı.
Ali Dede Bosnevî hazretleri uzun yıllar o dergâhta etrâfa fen ve din ilimlerini yaydı. İnsanlara Allahü teâlâya giden hak yolu gösterdi. 1593 yılında Sultan Üçüncü Murâd tarafından Makâm-ı İbrâhim''i yenilemek göreviyle Mekke''ye gönderildi. Bu sırada, Temkînü''l-Makâm fî Mescidi''l-Harâm adlı eserini yazdı. Ali Dede hazretleri, sohbetlerinde buyurdu ki: "Ey Kardeşim! Bu eseri yazmaktan maksadım sana mürşid, yol gösterici, rehber olmak ve nasîhat etmek değil, burada zikrettiğim büyüklerin rûhâniyetlerinden istifâde edebilmek içindir." Ali Dede Bosnevî hazretleri her zaman, her yerde büyüklerin sözlerini naklederek konuşurdu. Bir defâsında kime tâbi olunup kimlerden uzak durulacağı hakkında âlimlerden şu sözü nakletti: "İnsanlar dört kısımdır. Birincisi bilir, fakat bildiğini bilmez. Bu kimse uykudadır, onu uyandırmak lâzımdır. İkincisi bilir, bildiğini de bilir. Bu âlimdir ona uyunuz. Üçüncüsü bilmez, fakat bilmediğini bilir. Bunun irşâda, yetiştirilmeye ihtiyâcı vardır. Buna bilmediğini öğretiniz. Dördüncüsü bilmez, bilmediğini de bilmez. Bu câhildir, onu terkediniz!" Ali Dede Bosnevî hazretleri, 1597 senesinde Serdar-ı ekrem Satırcı Mehmed Paşanın dâveti üzerine Varat Seferine katıldı. Avusturya ordusuna karşı askeri teşyî ederek zaferin kazanılmasını sağladı. Sefer dönüşü 1598 (H.1007)''de Zigetvar Kalesi yakınlarında ikindi namazını edâ ederlerken dördüncü rekatta Hakk''ın rahmetine kavuştu. Zigetvar''daki makâmına defnedildi...

