Kaydet
a- | +A

Diktatör adı yetmez ki!

Efendim; Fenerbahçe-Rizespor maçına okul tarafındaki açığa seyirci alınmadı. Öylesine ki, elinde sezon başı 1300 lira sayıp da kombine satın almışlardan da 434 kişi kapıda kaldı. Gerekçe mi? Aziz Bey'e, futbolculara ve teknik adamlara protesto olabilecek ihbarı... Kolayı vardı. Bu mağdurları içeri alıp, ellerine kelepçe, ağızlarını bantlar, ayaklarından da sıralara bağlardınız. Ama en azında stada girme gibi bir Anayasal hakları ihlal edilmezdi. Peki, karşı açık? Oraya da Yoğurtçu Parkı'nın tuvaletinde ücretsiz kartları beşer kişilik gruplar halinde elde edenlerin ellerini kollarını sallayarak girdikleri iddia ediliyor. Ne demokrasi ama... Aman aman koşun, bir milyon üyeden biri de siz olun! Olun ki, yarın elinizde biletlerinizle rezil olun... Bu arada voleybol derbisine de Fenerbahçeliler giremedi. Galatasaraylılara zaten yasaktı. Nerede bu devlet yahu? Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Valisi, Savcısı, polisi, bütün Tay'ları ile...


Futbolun gerçek aşıkları!

Sezon başından beri en baba maç bile tenha tribünlere oynandı. Kimine göre sebep Passolig, kimine göre de ülkede futbolun içinde bulunduğu her türlü kaos idi... Neyse ki imdada Brezilya yetişti. Ben bu satırları yazarken, 52 bin biletin 45 bini satılmıştı. Dahası... Bu ülkede televizyonlar yayına başladıktan bu güne kadar bir çok yabancı takım geldi... Ama ben ilk defa bir takımın idmanının devlet televizyonundan başından sona kadar canlı olarak yayınlandığını gördüm. Teşekkür Neymar ve arkadaşları! 


Bir Nur Yerlitaş eksikti!

Beyaz TV'deki malum spor programına "Orta oyunu" adını takmıştım. Şimdi yeni bir ad bulmak zorunda hissediyorum kendimi... Nur Yerlitaş da katılıp, sözüm ona yorumcularla sıkı fıkı şakalaştığına göre benim orta oyunu auta çıktı. Arıyorum yeni isim, bulacağım elbette. En son da Ersun Yanal'la ilgili bir dosya açmazlar mı? İzlemedim ama bilgilendirildim. Yahu be adamlar; Ersun hoca Fenerbahçe Teknik Direktörü olurken o dosya neredeydi? Gökten mi düştü kafanıza? Melih üstadım, artık yetmez mi? 


Trabzon'da yeni değirmen!

Trabzon, Karadeniz sahilimizin gözbebeklerindendir. Hani lafın gelişi hamsiyi simge olarak biliriz. Ama bir de değirmenleri ünlüymüş meğerse... Hangi tür değirmen mi? Teknik adam değirmeni canım... Mustafa gitti Hami geldi. Hami, sadece biri hükmen olmak üzere iki maç kaybetti  ve takım UEFA Ligi'ne katıldı. Sonra eskiye rağbet gösterildi. Vahid amca geldi ve kulüp tarihinin transfer rekorunu kırdırdı. Şimdi o da gitti, Ersun Hoca döndürüldü. Bazı sorularım var. Acaba Hami kalsaydı o kadar transfer yapar mıydınız? İster misiniz şimdi de Ersun Hoca bunların yarısını istemem desin? Hatırlar mısınız ne yazmıştım aylar önce; Trabzonspor acaba petrol mu buldu? Allah selamet versin Sayın Başkan!

Sen çok yaşa Tolunay hoca!

Tolunay Kafkas Hoca G.Saray yenilgisinden sonra yaptığı kısa konuşmada, "G.Saray bizi şaşırttı. İki açıksız oynar gibiydi. Oralarda açık gibi görünenler de hep içeri girip karmaşa sundular. Bu nedenle oyunumuzu tam kuramadık." Vallahi doğru söze ne denir? Acaba bu sözleri Prandelli'ye tercüme ettiler mi? 


Burak tek mi, eşli mi?

Başta Sevgili Hıncal Uluç ağabey olmak üzere bir çok G.Saray sempatizanı, Burak'ın tek uç adamı olarak yararlı olamadığını, ancak ne var ki Umut'la oynadığında neler yapabildiği üzerinde durdular. Yani 4-4-2'yi savundular. Hadi bakalım o zaman, kurun şu orta dörtlüyü de bir görelim... Tolunay'ın dediği gibi yine kenarsız mı olacak? Her takımın da Karabükspor gibi aklı karışmaz ha, onu da söyleyelim. 


Biliç'e bir suflör lazım!

Tiyatro sahnelerinin vazgeçilmezleri, görünmez kahramanları arasında suflörler baş rolü çeker. Yani, oyuncunun unuttuğu bir repliği kenardan kimseye görünmeden fısıldarlar. Şimdilerde Beşiktaş Teknik Direktörü Bilic'e de bir tane lazım. Baksanıza; stoper atılıyor (Franco) yerine orta saha (Necip) alıyor. Tam 1.5 dakika sonra "ah be" deyip, ya da kulübeden birileri uyardıktan sonra orta sahadan adam alıp (Oğuzhan) kenardaki iki stoperden (Ersan) birini oyuna sokuyor. Yemem... Okudu da gördü değil. Öyle olsa iki değişikliğin arasına hiç olmazsa bir beş-on dakika girer. 


Bu ne acıklı tablo!

Fenerbahçe-Rizespor maçın başlamasına az bir süre kala bir tribünden şöyle bir görüntü döküldü ekranlara; iki bebekli bayan, birinin kucağında üç-dört aylık uyuyan bebek, diğerinde de yine aynı miniklikte biberonla emzirilen bebek. Yayıncı kuruluş, belli ki büyük tepki geldi, bu görüntüyü bir daha ekrana getirmedi. Ne oluyoruz yahu! Yazık değil mi o mini mini yavrulara? İçim sızladı... Bana bu yeryüzünden bir benzerini gösterin, herkesten özür dileyeyim...


ÖNE ÇIKANLAR