Türkiye'nin önde gelen anayasa hukukçuları, hazırladıkları metinde yeni anayasada 'istikrar' ilkesinin toplumsal uzlaşmanın önüne geçmemesi gerektiğine dikkat çekerek bunun için hukuki zemin oluşmadığını söylüyorlar. Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Prof. Dr. Necmettin Yüzbaşıoğlu ve Prof. Dr. Fazıl Sağlam açıkça diyorlar ki: Sayın Erdoğan, "Sen iktidarsın ama anayasa yapmaya muktedir değilsin. Çünkü senin çoğunluk olman anayasa yazmaya yetmez."
Tabi İ bazı şartları da var bu hukukçularımızın: Seçim kanununda değişiklik yapılması, barajın düşürülmesi gibi...
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da bir gün önce "eksiksiz demokrasi" manifestosu yazmak için çalışma yaptığını açıkladı. Talimatı Genel Başkan Kılıçdaroğlu vermiş. Peki manifestoda neler var? Meclis eski yanlışlarını tanımalı. Seçim yasası değişmeli, seçim barajı kaldırılmalı. Siyasi partiler yasası demokratikleştirilmeli. Mevzuat antidemokratik unsurlardan temizlenmeli... Anayasa yazımının ağır aksak gittiğini ileri süren Tanrıkulu bu tür değişikliklerin yapılması halinde toplumsal barışın sağlanacağını ifade ediyor. Toplumsal barışın demokrasi ile mümkün olduğuna dikkat çeken Tanrıkulu, "Başbakanın güvence benim" demesinin bir anlam taşımadığını ima ediyor.
Tesadüf bu ya, iki farklı yerden gelen bu açıklamaların da muhatabı aynı. Acaba muhatap bu açıklamaları dikkate alır mı? Hiç ihtimal vermiyoruz. İhtimalin ihtimalini düşünmek bile ihtimal dışı!
Sanat&kâr veya sanatkâr
Zamane oyuncularına göz attığınızda hepsinin birbirinden yetenekli(!) olduğunu görürsünüz. Bir koltukta değil iki karpuz onlarca karpuz taşıyorlar. Şarkıcılık-türkücülük onlarda, sunuculuk, program yapımcılığı onlarda, hem yarışmacılar hem seçiciler. Hem işveren hem işçiler. Hadi bunları bir tarafa bırakın en önemlisi de hepsi tasarımcı ve pazarlamacılar. Kendi markalarını oluşturup e-ticaret yoluyla satıyorlar. İsim isterseniz hemen verelim; Hande Ataizi, Deniz Akkaya, Pınar Altuğ vs... Yaptıkları tasarımlara gelince, giyim-kuşam, takı-aksesuar, ayakkabı-çanta...
Eski Yeşilçam oyuncularının kulakları çınlasın. Hiçbirinde bu kadar yetenek yoktu. En fazla yaptıkları iş sahneye çıkarak şarkı, türkü söylemekti. Değil ticaret, tasarımın "T" sinden modanın "M"sinden bile anlamazlardı.
Eskiler oyunculuk güçleri ile ayakta dururlardı. Yenilerde ise fevkaladenin fevkinin fevkinde yetenek ve kapasite var. Gündemi işgal etmeyi ve ticareti biliyorlar. Bir de medyayı peşine aldın mı, değme gitsin!..

