Kaydet
a- | +A

Osmanlı Devleti bu harbi kaybetmiş görünüyordu. Silistre kaymakamı Ahmet Bey şehrin ileri gelenlerini çağırarak vaziyeti anlattı: -Biz namus-u askerîmize Allah''a şükür leke sürdürmedik. Elimizdeki imkanların hepsini kullandık. Bugün artık her şey bitmiştir. Teslim olmaktan başka çare kalmamıştır. Eğer arkadaşlarımız kabul ederlerse düşmandan teslim şartlarını soralım. Toplantıdakileri bazıları susuyorlar ve tarihi sorumluluğa katılmaktan çekiniyorlardı. Söz sırası Sert Mehmet Paşa''ya geldi:

"Ne ile cenk edeceğiz?"

-Bu kale hiç kimsenin malı değildir. Devlet bizi buranın müdafaasına memur etti. Allah''tan ümidimizi kesmeyelim. Binlerce şehidin kanıyla sulanmış bu kaleyi teslim edenler arasında ben yer alamam.

Bunun üzerine oradakiler arasında mırıldanmalar oldu. Mehmet Paşa''ya: -İyi söylüyorsun ama ne ile cenk edeceğiz? Ne mermimiz kaldı, ne barutumuz. -Dedelerimizin elinde şeref kazanan kılıcın hakkını neden vermeyelim? Neden göğüs göğüse vuruşmayalım? Neden baş alıp baş vermeyelim? Neden rütbe-i şehadeti ihraz edip evlatlarımıza şanlı bir miras bırakmayalım? Mehmet Paşa''nın bu sözleri üzerine herkesin gözleri doldu. Hemen hücum hazırlıklarına başlandı. Paşa, askerin maneviyatını yükseltmek için kısa bir hitabede bulundu: -Gazi kardeşlerim! Bu akşam topa karşı tüfekle, bombaya karşı süngüyle hücum edeceğiz. Kırk yıldır cenk meydanlarında döğüştüm ve her defasında şehadeti aradım. İnşaallah kısmet bugündür. Bir saat sonra kaleden çıkacak ve ordulara karşı saldıracağız. Hakkınızı helal edin... Hava kararmıştı. Halk endişe içindeydi. Olup biteni anlamak istiyordu. İhtiyar Mehmet Paşa askerlerinin önünde, harabeye dönen Silistre''den dışarı çıktı. Top, tüfek ve ateş yağmuru altında "Allah Allah!" nidalarıyla düşman mevzilerine atıldı. Bir bölük, bir alaya, bir tabur, bir tümene saldırıyordu. Dost düşman birbirine karışmıştı. Sert Mehmet Paşa, yirmilik bir delikanlı gibi yalın kılıç siperlerden siperlere atılıyor, "Vurun gazilerim! Vurun aslanlarım!" diye naralar atıyordu.

Ruslar kaçmaya başladı!.. Düşen bir neferin tüfeğini bir subay kapıyor, bazen yanaşık nizamda mevzilere giriyorlardı. Ruslar neye uğradıklarını şaşırdılar. Büyük bir takviye kuvvetin geldiğini ve sayıca kendilerinden çok üstün olduğunu zannettiler. Bulundukları mevzileri birer birer terkedip kaçmaya başladılar. O gece sabaha kadar devam eden muharebede, bir avuç vatan evladı, ellerinde cephaneleri olmadığı halde, kendilerinden on kat daha kalabalık ve silah bakımından çok üstün olan Rus kuvvetlerine karşı inanılması çok zor olan büyük bir zafer kazandılar. Ruhları şâd olsun...

ÖNE ÇIKANLAR