Tayyarzade Ata Bey, "Enderun Tarihi" kitabında Sultan III. Selim Han ile ilgili şöyle bir hadiseyi nakleder: III. Selim Han gayet cesur, silahşörlükte de hüner sahibi bir kimseydi. Zaman zaman tebdil-i kıyafet ederek halkın arasına karışır, istek ve şikâyetlerini öğrenirdi. Bir gün tersane kâhyası kıyafetiyle akşam vakti Sultanahmed civarına çıktı. Maiyetindekiler de kalyoncu neferi gibi giyinmişlerdi...
Bir kadın feryadı işitildi!..
Sultanahmed Camii''nden aşağı Sokollu Mehmed Paşa yokuşundaki tenha yerlerden aşağı inerlerken bir kadın feryadı işittiler. Hemen oraya yöneldiler. Yeniçeri tulumbacılarından bir zorba, bir kadının yolunu çevirmiş; -Yürü benimle! diye zorluyordu. Kadın da; -Kardeşim! Ben ehl-i namus bir kadınım. Evim Küçükayasofya''da. Çocuğum hasta. Eczaneden ilaç aldım. İşte elimde. Evime dönüyorum. Bana ilişme. Mahalleme gel sor... diye feryad ediyordu. Tulumbacı ise sarhoş, gözü kararmış, küfürler savurarak bıçağını çekmiş, tehdide başladı. Kadın, o anda oraya yetişen, kalyoncu kıyafetindeki padişah ve maiyetini farketti ve onlara: -Aman kaptan ve kalyoncu din kardeşlerim!.. Beni bu namussuz herifin elinden halâs edin, diye yalvarmaya başladı...
"Hesap vermeye hazırım!.." Bunun üzerine tulumbacı işi daha da azıttı ve yatağanına el atıp padişahın üzerine saldırmak gibi bir gaflette bulundu. Çünkü her Osmanlı Sultanı gibi silah kullanmakta pek mahir olan lll. Selim Han, kılıcıyla adamı belinden ikiye biçiverdi...
Ertesi gün de Babıâlî''ye şu tezkereyi gönderdi: "Sokollu Mehmed Paşa yokuşunda maktul olan tulumbacıyı ben öldürdüm. Mirasçıları var ise şer''an mahkemede hesap vermeye hazırım..."

