Mohaç Ovasını dolduran Osmanlı ordusunun mevcudu 100.000... Düşman ordusu ise; Papalık, Lehistan, Çek, Slovak, Hırvat, askerlerinden oluşan 200.000 kişi... Macar Kralı II. Layoş''un imdat istemesi üzerine toplanmışlardı... Güneş doğmadan Osmanlı askerleri cemaatle namaz kıldılar... Günlerdir yağan yağmur, Mohaç Ovasını çamur haline getirmişti. Türklerin Karasu dedikleri taraf, zaten derin bir bataklık idi. Her zamankinin aksine Osmanlılar, hemen hücuma geçmediler. Nedense yerlerinden kımıldamıyorlardı. Bu duruma, düşman kumandanları da hayret etmişlerdi. İkindi vaktine kadar bekleyen Birleşik Haçlı Kuvvetleri, daha fazla sabredemediler, kendileri hücuma geçtiler.
Haçlılar iyice yayılmıştı ki! Osmanlı Serdarı gülüyordu. Yarım saat içinde arzusu gerçekleşmiş, Haçlı kuvvetleri iyice yayılmıştı. İşte bu sıralarda 300 balyemez topu birden ateşe başladı. Ağır ateşten kaçan düşman birlikleri, Osmanlı saflarına sokuldular. Nihayet gazilerin sabırsızlıkla beklediği "Harp buyruğu" verildi: -Ya Allah... Bismillah... Allahüekber!.. Düşman askerleri pusuya düştüklerini çok geç anladılar ve kaçacak delik arıyorlardı... Ancak bu arada enteresan bir gelişme yaşanıyordu!.. 35 Macar şövalyesi birliklerinden ayrıldılar. Çünkü bunlar, Kanuni Sultan Süleyman''ı öldürmeye yemin etmişlerdi. Hıristiyanlığın ikbali için, bu cinayeti göze almışlardı. Muharebeden çok önce bir kilisede bu karara varmışlardı...
Şövalyeler, 3 kol halinde ilerliyordu. İki yan tarafta yürüyenler, daha zırhlı idi. Ortada bunları koruyorlardı. 200.000 kişilik kalabalık içinde bu 35 maceraperestin hareketi pek dikkat çekmemişti.
Padişah tek başınaydı! Yeniçeriler ekseriya zırhsız askerleri seçiyor ve anında işlerini bitiriyorlardı. Buna rağmen 35 yeminlinin 9''unu tesadüfen hakladılar. Yeniçerilerin satırından sıyrılan bu bahtsızlar, daha hızlı ilerlemeye başladılar. Azep askerleri de o hainlerin 8''ini saf dışı bıratılar. Her şeye rağmen sağ kalan 18 şövalye ilerlemeye devam ediyorlardı. İşte Otağ-ı Hümayun artık görünüyordu. Etrafta Hassa askerlerinden kimse yoktu. Durum vahimdi!.. Koca Kanûnî tek başına ne yapabilirdi? Otuzbir yaşındaki genç padişahın, tepeden tırnağa zırhlı şövalyelere karşı ne yapabileceğini yarın görelim...

