Yıldız Sarayı, İstanbul Beşiktaş''ta Yıldız Câmii''nin karşısındadır. Sultan Abdülazîz Han 1866''da yaptırmıştır. Çok geniş bir koruluğun içinde yer alan saray, çeşitli köşklerden meydana gelmiştir. Bâyezîd, Topkapı ve Dolmabahçe Saraylarından sonra Osmanlı sultanlarının oturduğu dördüncü saraydır. Sekiz sultâna mesken olan bu saray, bir sanat âbidesidir...
Sarayın en hareketli günleri... Yıldız Sarayı ve çevresine en çok ehemmiyeti Sultan İkinci Abdülhamîd Han (1876-1909) gösterdi. Onun devrinde büyük bir site hâline getirildi. Etrâfı duvarla çevrilen arâzi içine mesken olarak kullanılan binâlardan başka asıl saray kısmında; müze, kütüphâne, silâhhâne, hayvanat bahçesi, mescit, tâmirhâne, demirhâne, ayar atölyesi ve çini atölyesi inşâ edildi ve hizmete girdi. Sarayın en hareketli günlerinde on iki bin kişinin barındığı bildirilmektedir...
İngiliz ablukası altındaydı!.. İşte bu Yıldız Sarayı bir ramazan gecesi herkes uykuda iken yanmaya başladı... O tarihlerde İstanbul''u işgal etmiş bulunan İngiliz donanması itfaiyesi sevk edilerek yangın söndürülmeye çalışılıyordu. Devlet ileri gelenlerinden ve belediye zabıta ve itfaiyesinden hiç kimse gelememişti. Çünkü saray tamamen İngiliz ablukası altındaydı. Sadece Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa buraya ulaşmayı başardı... Abdülhamid Han''ın, köşkünde olduğunu öğrendi ve hemen oraya koştu. Zat-ı Şahane, sırtında gecelik entarisi ve üzerinde pardösüsü olduğu halde köşkün önünde ayakta duruyordu. Telaşlı değildi. Köşkün bekçibaşısı hüngür hüngür ağlıyordu. Sultan: -Benim milletimin ocağı yanıyor, ben onu düşünüyorum... Kendi evim yanmış, ne ehemmiyeti var, dedi.

