Gürcübaşı Mûsâ Ağa diyor ki: Hocam Abdülehad Efendi hiç sebep yokken ve bir münâsebet de geçmeden bana; "Mûsâ Ağa! Mısır''dan dönüşte, kalyona binmeyip, firkateynle yolculuk yapınız" buyurdu. Buna çok taaccüb ettim. Çünkü, Mısır''a gitmek hiç hatırımdan geçmemişti. Fakat Abdülehad Efendinin bunu söylemekten bir murâdları olmalı deyip, merakla bekliyordum. Bu sözün mânâsını bir türlü anlayamıyordum...
...Ve kalyonla yola çıktık! Abdülehad Efendinin vefâtlarından birkaç sene sonra, onun buyurduğu gibi Mısır''a gitmem icâb etti. Gittim ve dönüşte yol arkadaşım Hacı Hasan ile, eşyâlarımı İskenderiye''ye gönderdim. Hacı Hasan İskenderiye''ye vardığında eşyâlarımı hazır bir kalyona yüklemiş. Oraya varıp, eşyâlarımın kalyona yüklenmiş olduğunu görünce, Abdülehad Efendinin bana yaptığı tenbihler hatırıma geldi. Bu yüzden eşyâlarımı o kalyonla götürmemek için çok gayret ettim. Fakat bütün gayretlerim boşa çıktı. Bunun üzerine kazâya rızâ gösterip, Allahü teâlâya tevekkül ederek kalyonla yola çıktık...
Yelkenler açıldı, uygun bir rüzgâr ile bir gün bir gece yol aldık. Ancak, daha sonra büyük bir fırtına çıktı. Çok tehlikeli durumlarla karşı karşıya kaldık. Bir sâhile yanaşmak imkânı yoktu. Kalyon su almaya başladı. Suyu tulumbalarla dışarıya atmak mümkün olmadı. Yetmiş kadar yolcu, kurtulmak için sandallarla denize indiler. Fakat alabora oldular. Kayıktakiler yardım çığlıkları atıyorlardı!..
"Korkma, kurtulacaksın!"
Kalyon batmak üzereydi. İşte tam bu sırada, dua edip, hocamdan "imdat" istedim. O anda Abdülehad Efendi denizin üzerinde görünüp; "Korkma, kurtulacaksın" dedi. Benden başka üç kişiye de böyle görünmüş. İki gün iki gece deniz üzerinde hocamın rûhâniyeti bizimle berâber bulundu ve bizi teselli etti. Bu şekilde Suriye''nin Trablus''una ulaştık ve Abdülehad Efendi; "Mûsâ Ağa, bundan sonrası selâmettir" deyip kayboldu... Baktım, yanımızda hiç harçlığımız kalmamıştı. Bu sırada yine hocamın himmetiyle tanıdıklarımızdan birisiyle karşılaştık ve hâlimizi ona anlattık. O da bize harçlık ve elbise verdi. Hattâ bir müddet evinde misâfir etti. Böylece Abdülehad Efendinin kerâmetleri ile İstanbul''a ulaştık...

