Kaydet
a- | +A

Kânûnî Sultan Süleymân Han, zamanının âlim ve velîlerinden Sîneçâk Yûsuf Baba hakkında anlatılanları ve tasavvuftaki yüksek derecesini işitmişti. Sohbet etmek ve ondan istifâde etmek üzere saraya dâvet etti... Fakat Sîneçâk Yûsuf Baba, sultanlardan, devlet adamlarından ve dünyâ adamlarından uzak durmayı kendine prensip edindiği için dâveti kabûl etmedi...

"Sultan ziyârete geliyor"

İkinci ve üçüncü dâvetleri de kabul etmeyince, Kânûnî Sultan Süleymân; "O gelmezse biz gideriz" deyip saltanat kayığına bindi ve Sütlüce İskelesine yanaştı... Sîneçâk Yûsuf Baba''ya, "Sultan sizi ziyârete geliyor" diye haber verdiklerinde; "Söyleyin gelmesin!" buyurdu. Etrafında bulunan talebeleri Şeyh''in sözlerine şaşıp; "Ne olur kabûl ediniz" dercesine bakışlarıyla yalvardılar. Fakat Şeyh Sîneçâk Yûsuf Baba yine kabul etmedi...

Sultan, dergâhın kapısına kadar geldi. Talebeleri belki Şeyh Efendi son anda fikrini değiştirir diye düşündüler. Sîneçâk Yûsuf Baba oturduğu yerden kalktı, tatlı tatlı gülümsedikten sonra hiçbir şey olmamış gibi; "Pekâlâ o gelirse biz gideriz" buyurdu. Derviş hücrelerinden birisine girdi, cübbesinin geniş tarafını başına doğru çekip yere uzanıverdi...

"Hikmetinden suâl olunmaz" Pâdişâh ve berâberindekiler dergâha girdiler. Sîneçâk Yûsuf Baba''yı yere uzanmış, cübbesini de yüzüne örtmüş olarak görünce şaştılar. Yüzünü açıp baktıklarında vefât etmiş olduğunu gördüler. Kânûnî Sultan Süleymân Han, bu olanlar üzerine "Hikmetinden sual olunmaz ya Rabbi" diyerek, Sîneçâk Yûsuf Baba''nın dergâhından mahzûn ve üzüntülü olarak ayrıldı...

ÖNE ÇIKANLAR