Kaydet
a- | +A

GENÇ TÜRKİYE

HAZIRLAYAN: Fatih SELEK

Burası evleri gibi

İsimleri de hayat hikâyeleri de farklı; Enayatullah Safi, Şükrullah Nurmuhammed, Gulam Resul, Muhammed Server, Seracettin Oğuz, Abdulvahap Şadan, Azizullah Pir Nazar, Abdulkasım Ahmadi, Habibullah Abdal, Ferit Şükür, Seyfullah Sabir, Muhammed Emin Rahimi... Ama idealleri aynı. 5 bin kilometre öteden ata yurdundan, Afganistan'dan gelmişler... Bu hafta onları konuk ettik sayfamızda. Evleri gibi gördükleri yurtta neler yaşadıklarını, neler hissettiklerini sorduk...

Afganistan çok önemli bir coğrafya... Gazne, Gazneli Mahmud'un payitahtı, Kabil, Babür Şah'ın merkezi, Herat ise Hüseyin Baykara ve Ali Şir Nevai'yi ağırlayan şehir. Kunduz, Mezar-ı şerif, Bedahşan, Penşir, Kandehar âlimlere, fazıllara, nakkaşlara, hattatlara mekân oluyor zamanında...

O yıllarda Çin-İran arasında kalan ülkeler, (Hindistan, Pakistan, Keşmir, Bangladeş) onlardan soruluyor. Peşaver, Bombay, Delhi, Dakka, Revalpindi gibi köklü şehirler Afganistan'ın sarp dağlarından yönetiliyor.

Afgan Türkleri burada medeniyetler kuruyor, bu coğrafyayı Taç mahallerle, Kutup minarlarla donatıyorlar... Belh Mevlâna hazretleri gibi bir zirveyi yetiştirirken Herat Abdullah el Ensari, Molla Cami, Fahdeddini Razi gibi alimlerle bereketleniyor. Günümüz Afganistan'ına bakarsanız nerden nereye diyesiniz, diz dövesiniz geliyor.

Afganistan'ın birçok meselesi var ama önce eğitim. Çocuklarını yetiştiremedikten sonra diğer problemleri çözmeleri mümkün görünmüyor.

EN GARİPLERİ ONLAR

Afganistan'da yaşayan grupların içinde en ihmal edilmişi, en ezilmişi ne yazık ki Türkmenler... Peştunlara, Hazaralara, Taciklere bir şekilde sahip çıkan var ama Türkmenler yapayalnız, sadece Anadolu'dan medet umuyorlar. Sağolsun Türkiye Devleti ve Türk sivil toplum kuruluşları onları yalnız bırakmıyor. Dünya Türkmenleri Eğitim Vakfı da onlardan biri. İhlas Vakfı'nın desteği ile elinden tuttuğu 25 talebe bir an önce okullarını bitirip memleketlerinde hizmet etmek için can atıyor. Yüzleri pırıl pırıl. Kalpleri umut dolu. Buruk da olsa tebessüm ediyorlar. Biz de Kaldıkları, İhlas Vakfı Bahçelievler Erkek Öğrenci Yurdu'nda konuştuk onlarla.

TÜRKLER KÜRSÜDE YOK

İhlas Vakfı'nın ücretsiz yurt ve yemek ihtiyaçlarını karşıladığı gençler, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümünde Türkçe öğreniyor. Türkmence dilimize çok yakın olduğu gibi çabuk adapte olmuş, 4 ayda İstanbul Türkçesini sökmüşler. Kimi uluslararası ilişkiler, kimi tıp, kimi Türk dili ve edebiyatı okumak istiyor. Afganistan'ın savaşlarla değil, eskiden olduğu gibi ilimle zikredilmesi gerektiğini söylüyorlar.

Kunduz vilayetinden gelen 25 yaşındaki Muhammed Emin Rahimi bütün arkadaşlarının duygularına tercüman oluyor: "Afganistan'da milyonlarca Türk yaşıyor. Ülkenin çilesini çeken grup biziz. Peştunlar, Özbekler, Tacikler çok aktif. Ama Türkler kürsüde yok. Bizim elimizden tutacak tek ülke Türkiye. Burada eğitim alıp geri dönmek ve Türklerin varlığını bildirmek istiyoruz." 18 yaşındaki Abdulvahap da söze girerek "Yönetim ve elçilikteki herkes kendi akrabasını yurt dışına gönderiyor. Bize sıra gelmiyor" diyor.

TÜRKÇE ÖĞRENİYORLAR...

İhlas Vakfı'nın ücretsiz yurt ve yemek ihtiyaçlarını karşıladığı gençler, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Bölümünde Türkçe öğreniyor.

İngiliz'den, Alman'dan farkımız olsun!

Dünya Türkmenleri Eğitim Vakfı Başkan Yardımcısı Seracettin Mahdum?şöyle diyor: "Vakıf olarak, Afganistan'dan bu sene 25 Türkmen öğrenci getirdik. Gelecek sene 50 kişi düşünüyoruz. İstanbul Üniversitesi bize indirim yaptı, kontenjan verdi. Çocuklarımıza İhlas Vakfı sahip çıktı. Barınıyor, üç öğün yemek yiyorlar ve ücret ödemiyorlar. Afganistan'da 30 senedir savaş var. Afganistan Türkleri olarak çok gerideyiz. Onlara da sadece Türkiye sahip çıkıyor. Mesela, ABD'den, İngiltere'den gelen burslarını hiçbir Türkmene vermiyorlar. İleride bu arkadaşları, bakan, milletvekili, bürokrat olarak devletin değişik kademelerinde görmek istiyoruz."

Geçen yıla gelene kadar akraba topluluklarından gelip Türk soylu olduğunu belgeleyenler harçlarını Türk vatandaşları gibi yatırıyordu. Ancak Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) ile birlikte bu uygulama da kalktı. Bu durum ekonomik olarak sıkıntı çeken akraba Türkleri zora soktu. Onların artık, harç ödemede bir Alman'dan, bir İngiliz'den?hiçbir farkı yok. Seracettin Mahdum, "YÖK'e, Milli Eğitim Bakanlığı'na başvurduk yazdık. Ama YÖK, bakanlar kurulu kararı olduğu gerekçesiyle bir şey yapılamayacağını bildirdil. Bir de sigorta çıktı. Yabancı öğrenciler, aylık 90 lira vererek sigorta yaptırmak zorunda. Zaten bu çocukların ekonomik durumu iyi değil. Ülkelerinin inşasına katkıda bulunmak ve hamilik yapmak istiyorsak kolaylık sağlamayılız. Bu konuda yeni bir düzenleme yapılmasını istiyoruz" diyor.

Üniversite diploma demek

İstanbul Kültür Üniversitesi, KONDA ile 15-30 yaş arası, 2 bin 366 genç üzerinde bir araştırma yaptı. Her on gençten yedisi (yüzde 57.8) önümüzdeki beş yıl içerisinde Türkiye'nin hayat şartlarından daha iyi olacağını düşündüğünü söyledi. On gençten beşi (yüzde 47.6) üniversite eğitiminin işe girebilmek için sadece diploma sağladığı görüşünü dile getirdi.

KOÇ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. İNAN: Türkiye eğitimde kalkışa geçti

Yükseköğretimde kalitenin attığını ve gelen yabancı öğrencinin gidenden çok olduğunu belirten Prof. Dr. Umran İnan, "Yurt içinde de öğrenci değişim programları yapılmalı" dedi.

Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Umran İnan ile geçtiğimiz gün üniversitenin Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde bir araya geldik. Prof. Dr. İnan, çalışmalarını ve ülkemizdeki durumu değerlendirdi. Türkiye'yi yüksek öğretimde 'kalkışa geçen bir uçak' şeklinde değerlendiren Rektör İnan, "Artık geriye beyin göçünü gerçekleştirdik. Yurt dışına eğitime giden akademisyenlerin, ülkeye geri dönüşleri için gerekli ortamı sağlıyoruz. Dışarıda olup, bizde olmayanı getirmeye çalışıyoruz. Bu sene değişim programlarıyla üniversitemize, 650 yabancı öğrenci geldi. Giden öğrenci sayısı ise 500 civarında. Yani gelen gidenden daha fazla. Kampüsteki her 10 öğrenciden biri yabancı. Sadece yurt dışında değil, yurt içinde de özellikle bazı bölümlerde öğrenci değişim programları yapılmalı. Üniversitelerimizin ortaklıkla bir yerlere gelebileceğini düşünüyorum" dedi.

YAYIN ÇOK, ATIF AZ

Üniversite olarak yurt dışından araştırma yapmaları için 30 yabancı araştırmacı getirdiklerini anlatan İnan, "Türkiye'de akademik yayın yükseliyor fakat atıf az. Bunun artması lazım. Biz 7 araştırma merkezi kurduk. Özellikle sosyal bilimlerde yeni araştırmalara ihtiyacımız var" şeklinde konuştu.

ÖNE ÇIKANLAR