Kaydet
a- | +A

Körükçüzâde Efendi isminde bir âlim, bir gün Süleymâniye Câmiinde vaaz eder, altı gün de umûmi ders verirdi. Ancak, Allah adamlarından Abdülehad Nûrî Efendiye ve talebelerine gerek vaazında, gerekse derslerinde dil uzatır, aleyhinde konuşurdu. O mübareğin sevenleri ise bu sözleri duyunca çok üzülürlerdi...

"Birkaç gün tahammül edin" Bir gün, onu hocalarına şikâyet edip, vaazına ve derslerine mâni olmasını istediler. Abdülehad Efendi de onlara; "Birkaç gün tahammül edin. Onun bizi inkârı ve düşmanlığı, bize bağlılığa dönüşecek. Bizim talebelerimiz arasına girecek. Vefâtımızdan sonra otuz sene tasavvuf yolunun doğruluğunu müdâfaa edecek" dedi.

Çok geçmeden bir gün, Abdülehad Efendi talebeleri ile berâber sohbet ederken; "İşte dostunuz Körükçüzâde Efendi geliyor" dedi. Herkes hayretle onun gelişini bekledi. Ansızın huzûra girdi. Abdülehad Efendinin ellerine kapandı. Hıçkırarak ağladı. Abdülehad Efendi;

"Rüyâdan haberimiz var"

"Gördüğünüz rüyâdan haberimiz var. Murâdınız ne ise onu söyleyin" dedi. Körükçüzâde Efendi; "Saâdetli Sultânım! Bu köleniz kırk seneden beri, medresede müderrislik yapmaktayım. Bütün vakitlerim ders okutmak, vaaz vermek, Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesi ile amel etmekle geçtiği hâlde, niçin rüyâmda Resûlullah efendimizin mübârek cemâlini göremediğimi, yüksek ve bereketli sohbetleri ile şereflenemediğimi, niçin mahrûm olduğumu düşünerek uykuya daldım. Gördüğüm rüyâ ile bu derdime derman ve merhemin sizin olduğunuzu anladım. Aman ne olur, benim bu derdime derman olun" diye ağlayıp inledi.

"Bir himmet ve işâretiniz ile" Bunun üzerine Abdülehad Efendi, onun kulağına bir şeyler söyledi. Körükçüzâde Efendi kalkıp gitti. O gün öğleden sonra tekrar gelip ağlayarak; "Bu ne büyüklüktür ki, kırk yıldır ilim ve amel ile, nefsi ıslâh ve takvâ ile müşerref olamadım. Fakat sizin bir himmet ve işâretiniz ile, o Sultân-ı enbiyânın mübârek cemâlini görmekle şereflendim" deyip Abdülehad Efendi''ye talebe oldu.

ÖNE ÇIKANLAR