Veziriazam, askerlerin yakaladığı casusa sorular soruyordu karargâhında:
-Sen kimsin? Ne arıyorsun çevremizde? -Kralım Ferdinand''ın subayıyım efendimiz. -Demek casusluk niyetiyle geldin! Ne gibi bilgiler öğrenip bildirecektin Kralına? -Vazifem, ordunuz hakkında her çeşit bilgiyi toplamaktı, ancak gördüğünüz gibi yakalanarak huzurunuza getirildim.
Bir planı vardı elbette!
Bir casus yakalanınca, bir cezaya çarptırılır, en azından hapsedilir. Ama Veziriazam öyle yapmadı. Elbette bir planı vardı. Hem de gülerek şöyle emretti: -Var istediğin bilgiyi topla!
Emir subayına dönüp, "Casusa istediği her şeyi gösterin. Karargâhta görmediği yer kalmasın" emrini verdi.
Alman subayı cephede âdeta bir misafir muamelesi görüyordu. Osmanlı ordugahını baştan başa dolaştı, askerî birlikleri inceledi. Sonra tekrar huzura çıkarıldı. İbrahim Paşa onu salıverirken: -Haydi git, dedi, gördüklerini Kralına anlat!.. Anlat ki, karşısındaki ordunun yenilmez olduğunu anlasın ve bu savaştan vazgeçsin...
Altmış günlük muhasara... Osmanlı, Viyana''yı şehiriçi muharebeleriyle tahrip edilmeden almak istiyordu... Zaten ordu hareket ettiğinde hedef Avusturya olmadığından, büyük toplar da getirilmemişti... Hikmet-i Hüda, İkinci Viyana Kuşatması da; hıyanet, ağır topların getirilmemesi ve mevsim şartlarının elverişsiz olması sebebiyle zaferle neticelenemedi... Her şeye rağmen, altmış gün süren muhasarada Osmanlı ordusu ve akıncı kuvvetleri pek çok ganimet ve seksenbir bin esirle döndüler...

