Osmanlı Devleti''nin ilk Fransa daimi elçisi Moralı Ali Efendi 2 Nisanda Osmanlı sancağı taşıyan Venedik gemisiyle, Ege Denizinden Akdeniz''e açılarak yola çıkar. 38 günlük bir yolculukdan sonra Messına, akabinde Marsilya''ya varan Ali Efendi beklenenin aksine Marsilya''da sarayda değil "Hotel de L''Europe"de beş gün kalır. Elçinin bugünlerinin boyunca programı çok yoğun geçer. Şehir ileri gelenlerinin yemekleri, geceleri gidilen tiyatrolar, halkın elçiyi görmek için birbirleriyle kıyasıya yarışmaları elçi tarafından hep gözlemlenir.
Kurnaz bir politikacı
Nihayetinde Ali Efendi Paris''e hareket eder. Yol boyunca uğradığı yerlerin ileri gelenlerince karşılanmakta, onuruna ziyafetler verilmekte, hatta onun da iştirak etmesi için geciktirilen "Franklin Savaş Gemisi"nin denize indirilmesi töreninin baş konuğu Osmanlı elçisi oluyordu.
Ali Efendi Paris''e gelir gelmez kendisine daha sonraki yıllarda uzun süre Osmanlı elçilik binası olacak Saint Dominique Sokağındaki Monaco Prensesinin konağı, maiyeti ile beraber şahsına verilir. Akabinde, kabul için protokol hazırlıklarını dışişleri bakanı ile görüşme başlar. Bu aşamada kurnaz politikacı Talleyrand da yeni dışişleri bakanı olmuştur. Ali Efendi bu olay büyük şansızlığın ilk adımı olacaktır. Osmanlı elçisinin kabulü, Paris''in gündeminin ilk konusudur... Nihayetinde III. Selim''in fermanı ve itimat mektubu başkana sunuldu.
Fransızların Osmanlı elçisine bu kadar değer vermelerinin iç ve dış politik uzantıları vardı. İç boyutundaki durumu ihtilal sonrası oturtulmaya çalışılan bir yapı ile iç hesaplaşma öncesi, rejim kendini o devir dünyasının en büyük devletine kabul ettirip, bir manada bir taşla iki kuş vurmayı hedeflemektedir. Rejimi dünyaya kabul ettirmeyi, buna paralel olarak da içerideki muhalefeti bastırmayı amaçlamaktadır.
"Paris''te "Türk Modası"
O günden sonra Ali Efendi sanki "Paris''in Kralı" olmuştur. Sakalından sarığına, davranışlarına kadar Paris''in ilgi odağı haline geldi. Paris İstanbul''un bir semti olmuştu. Moda olan malları satmakla ünlü tüccarlar dişlerini tırnaklarına takarak türban şeklinde şapka,Türk usulü başlık, Türk usulü elbise ve odalık giysileri siparişlerini yetiştirebilmek için çalışıyorlardı. Artık, Paris''te özellikler hanımlar arasında bir "Türk Modası" esmeye başlamıştı...

