Kimilerine göre birden bire çıkmıştı Sow'un Fenerbahçe'den ayrılma isteği... Ama şunu bilmiyorlardı; yıldız futbolcu yerini garanti görür. Yedeğe düşeceğini anladığı an da yangını çıkarır. İşte Sow gelişmesinin ardındaki gerçek budur. Van Persie, Fernandao ve Nani'nin transferleri Sow'da artık ben bu takımda kulübeye çakılırım sıkıntısı, endişesi oluşturmuştur. Bu nedenle de, direkt oynayacağı bir takımın hayallerini kurar ve bu yolda girişimlerde bulunur. Öyle ya kendileri Fransa ligi gol kralı da olmuşlardır. Peki, bendeniz ne demiştim; "Bu kadar çok kendini 11'de garanti gören futbolcuyu bir araya getirirseniz, kendi kazdığınız kuyuya düşerseniz." Bekleyin, arkası mutlaka olacaktır.
Bravo
Ertuğrul Hoca!
Bursaspor'un tarihindeki tek lig şampiyonluğu Ertuğrul Sağlam döneminde gerçekleşmişti. Aynı Ertuğrul Hoca için, o takımın bütün forvet hattını göndererek hata yaptığını da yazmış ve söylemiştim. Ama şimdi aynı hoca diyor ki, "Bu ne yahu! 14 yabancı büyük hatadır. Ülke futboluna zarardır. Bilemediniz en fazla sekiz veya dokuz..." Şimdi de alkışlarım. Eee, doğruya doğru, yanlışa yanlış... Bize göre tabii ki...
Shakhtar tehlikesi!
Yok yok futbol sahası ile, yani oyun modeli, hoca özelliği falan gibi unsurlardan söz etmeyeceğim. Hatırlarsanız, bu takımla Fenerbahçe bir hazırlık maçı oynarken, bazı sözüm ona taraftarların eylemleri yüzünden maç yarıda kalmıştı. Şimdi endişem odur ki, kendi topraklarında iç savaş da yaşayan bu kulüp tutup da UEFA'ya başvurarak, "Yüksek riskli maç" olgusu ister mi? Ne mi olur? Bilen bilir. Bilmeyenlere anlatsınlar...
Aman Şota dikkat!
Trabzonspor 1-0'ın rövanşına çıkıyor. Kendi sahasında gol yememiş olmak, ikili bütün maçlarda avantaj gibi görünür. Ancak ne var ki, Trabzon'daki ilk maçta temsilcimizin öyle birçok pozisyona girip gol kaçırdığı da aklımızın bir kenarında kalmamıştır. Tam tersine, rakip kontradan hem Onur'u geçememiş, hem de boş kaleyi bulamamıştır. Demek ki, bu maçın oyun planı hemen hemen bellidir. Yeniler yok... Peki, eskiler? Aşama yapıyorlar ama bir Lüksemburg takımını da, Başkan Hacıosmanoğlu'na rağmen elememiz gerekli...
Hoş geldin trivela!
Ne kadar garibanlaştık şu futbolda... Biri çıkıyor, ayağının dışıyla top kesiyor, feryat figan peşine takılıyoruz. Sanki ilk defa yapılmış gibi görüyoruz bu hareketi... Yazık! Yıllarca bu ülkenin futboluna hizmet etmiş ne oyuncular vardı bu trivelanın kralını yapan... Neyse, Quaresma ağabeyimiz teşrif etti. Hayırlı olsun! Bir şeyi merak ediyorum. Neyi mi? Tanıdığım Şenol'la, bir türlü tanıyamadığım Quaresma yan yana... Aman canım, nasıl olsa Fikret Başkan işi bağlar!
Melo kampta!
Ligin başlamasına bir aydan az bir süre kaldı. Galatasaray'ın şampiyon takımı kamp çalışması üzerine çalışma yapıyor. Bizim milli takımda oynamışlar çoktan ter dökmeye başlamıştı bile... Bir arıza vardı. Onun adı da Melo idi... Sahadaki futboluyla aranan adam ama onun dışında da o kadar arızalı ve yıkıcı... Ben bu satırları hazırlarken Melo'nun Hamza Hoca ile görüşeceği haberleri yer aldı ekranlarda... Ne mi çıkar? Civciv ve kuş!
Kenan Başaran kardeşimize...
Hürriyet'te köşe sahibi olan genç kardeşimiz Kenan Başaran geçtiğimiz hafta Muhammed Demirci ile ilgili bir yazı yazmıştı. Yazı güzel ama eksikti. Ben o eksiği tamamlayarak hem Kenan'a yardımcı olayım, hem de bu ülkenin büyük bir yanlışını bir kere daha dile getireyim. Muhammed tam Barcelona yoluna çıkmışken geri döndü. Araştırdım. O kulübün altyapı sorumlularından biri şöyle konuştu; "Siz Messi'yi kaç yaşında tanıdınız?" Şaşırmıştım. Meğerse bizim Muhammed'in 13 yaşında televizyon malzemesi yapıldığını söyleyip, bu nedenle vazgeçtiklerini belirtmek istermiş.

