-Ben bugün oynamasam hocam, dedi... - Olur mu oğlum öyle şey! Toparlan, sağlam dur! Bu maçın önemini biliyorsun; sen benim en cesur, aynı zamanda en metin adamımsın. Arkadaşlarının sana ihtiyacı var, çık ve oyna, diye sağ kolunu sarsarak vücudunu silkeledi hoca... Dalıp gitmiş gözlerini hocaya çevirdi ve usulca: - Peki... dedi.
*** İstanbul''daki büyük maça, küçük takımın oyuncusu olarak çıkmıştı. Herkes gibi o da bu maçı kaybedeceklerini biliyordu. Ama o bir profesyoneldi. Elinden geleni yapacaktı. Büyük takımın sağ kanat oyuncusunu durdurmakla görevliydi. Futbol hayatında hiç kırmızı kart görmemişti. *** Büyük takım oyuncularının medyadaki "Fark atacağız" sözleri onun gibi bütün arkadaşlarını da kamçılamıştı; ikinci yarının ortalarına gelmiş olmalarına rağmen maç golsüz gidiyordu. Mücadele onların sahasına yıkılmıştı ki, soldan derin bir pas attı, santrfor arkadaşı bomboş pozisyonda şok golü yazıverdi! *** Bitime sadece on dakika kalmıştı. Büyük bir zaferin mimarlarından biri mi oluyordu? Önce tribünlerin korosu sarstı onu; "Sahaya ineriz, ananızı s..........!" Üzüntü ve çaresizlikle yutkundu. Sonra, durdurmakla görevli olduğu sağ kanat oyuncusundan, top taça çıkmasına rağmen sol ayağına öyle bir darbe geldi ki, acıyla yere yığıldı. Hakem, vuran oyuncuya sarı kartını çıkardı. O, acısına aldırmayarak ayağa kalktı. Kendisine vuran oyuncu yanına geldi; özür dileyeceğini sanarak rakibine elini uzattı, ama o, "Artistlik yapma lan, senin ananı s...........!" dedi. Annesi geldi gözünün önüne, sinir tepesine çıkmıştı. Rakibinin boğazına sarılarak yere yıktı. Araya girdiler.
Bütün rakip takım oyuncuları kendisine küfür ediyordu artık... Ama o kaba kelimeleri duymuyordu bile... Hakem kırmızı kartını ona çıkardı.
O da itirazsız soyunma odasının yolunu tuttu. *** Başı önünde tünele yürürken artık tribünlerden gelen koro halinde küfürlerle değil, iki ayrı üzüntüyle içi yanıyordu:
Biri, hayatında ilk kırmızı kartını görmüştü... İkincisi de, bir gün önce sevgili anneciğini toprağa vermişti... ------ Cuma yeni, cumartesi eski öykü günü...

