Rusların büyük bir ordu ile Tuna istikametine gelmekte olduğu haberi alınınca, Osman Paşa Plevne''ye gönderildi. 20 Temmuz günü, burasını kuşatan Rus öncü kuvvetlerini dağıttı, fakat 10 gün sonra asıl Rus birlikleri kalabalık bir şekilde gelerek Plevne yakınlarında karargah kurdular. 40.000 asker ve 172 ağır topu bulunan bu düşman ordusuna, gece yarısı ani bir baskın yapan Osman Paşa, birkaç saat içinde bu kalabalık Rus ordusunu perişan ederek geri çekilmeye mecbur etti...
Ağır kayıplar verdiriyordu...
Ertesi gün kaleden çıkan Osman Paşa Lofça önlerinde kalabalık bir Rus birliğini daha mağlup etti. 7 Eylül günü Ruslar, tekrar Plevne önlerine geldiler. 10 gün süren bu kuşatma, daha şiddetli muharebelere sahne oldu. Osman Paşa sık sık kaleden çıkış hareketleri yaparak Rus birliklerine ani baskınlar yapıyor ve ağır kayıplar verdiriyordu...
Nihayet 17 Eylül günü Ruslar yine geri çekilmek zorunda kaldılar. Bu tarihlerde Osmanlı tahtına, Sultan II. Abdülhamid Han yeni çıkmıştı. Bir ferman göndererek Osman Paşa''ya "Gazi" unvanı verdi ve rütbesini Mareşalliğe yükseltti.
Tarihe geçen Müdafaa! Tarihe geçen Plevne Müdafaası bundan sonra başlıyor... 25 Ekim 1877''de Ruslar, Grandük Nikola kumandasında gayet kalabalık bir orduyla tekrar Plevne''yi kuşattılar. Öyle ki, 170 tabur, 152 süvari bölüğü, 571 ağır topları bulunuyordu. Şehri savunacak kuvvetler o kadar az idi ki, mukayese bile edilemezdi. Zaten, 3 aydan fazla süren muhasaralar ve aralıksız devam eden muharebeler yüzünden şehirde yiyecek kalmamış, cephane tükenmişti. Yardım gelebilecek yollar, aylardır Rus kontrolü altındaydı. Grandük Nikola, Gazi Osman Paşa''ya bir ültimatom gönderdi. Teslim olmaktan başka çaresinin olmadığını bildiriyordu. Grandük Nikola''nın yazdıkları gerçeğe uygundu. Fakat Osman Paşa, arkadaşlarının fedakârlığına müracaat etti. Teslim olmayacaklardı. Hemen cevap gönderildi:
Plevne''den çıkmam diyor! "Türk askeri şerefini muhafaza etmek için yapmaları lâzım gelen her şeyi henüz yapmış değildirler. Bugüne kadar vatanımız uğrunda seve seve kan döktük. Teslim olmaktansa, buna devam edeceğiz. Dökülen kanların mes''uliyetine gelince, bu dünyada da, öteki dünyada da bu harbe sebep olanların üzerinedir..." Gazi Osman Paşa, bütün mahrumiyetler içinde iki ay daha savaştı. 8 Aralık''ta bütün hakikatler, artık teslim olmaktan başka çare kalmadığını açıkça ihtar ediyordu...

