Birinci Dünya Savaşının ilk yıllarında Doğu cephesinde Ruslara karşı çetin bir mücadele verildi. Bu çatışmalar sırasında birçok Osmanlı asker ve subayı da esir düştü. Ruslar bu esirleri, süratle cephe gerisine, Kafkasya''ya naklettiler. İlk durak, Azerbaycan''daki Bakû şehrinin karşısındaki Najin adasıydı. Oradaki kamplarda toplanan esirler daha sonra Sibirya''ya naklediliyordu...
Dört uzun yıl geçti... Evet, Sibirya''da dört uzun yıl geçti. Bu dört yıl boyunca kamplarda konuşulan tek şey "firar" idi. Esirler hep onu düşündüler, konuştular, planladılar. Neticede küçük gruplar halinde kaçılması kararlaştırıldı. Binbaşı İbrahim Bey, Sivaslı Mülazım Ahmed Bey, Havranlı Hamdi bey ve Sivaslı Yedek Asteğmen Küçük Ahmet Bey, beraber kaçacaklardı. Diğer arkadaşları da böyle gruplar yapmışlardı...
Cuma gecesi son hazırlıklarını yaptılar. Peksimetlerini, kavurmalarını kontrol ettiler. Fakat İbrahim Bey son anda bu grubun ikiye bölünmesini teklif etti. Yakalanırlarsa, hiç olmazsa diğer arkadaşlarının kurtulması ihtimalini düşünüyorlardı. Öyle yaptılar. -Nikolinski kasabasına vardığınız zaman "Ekmekçi Klement" size yardım edecek. Para ve rapiska (kimlik) verecek. Kendinizi belli etmeden onu bulun. Kimseyi şüphelendirmeyin. Belki orada buluşuruz. Oradan da trenle ver elini Anadolum... İnşallah vatanımıza sağ salim kavuşuruz... Sonra da helallaştılar...
Sevinçleri fazla sürmedi!
Binbaşı İbrahim Bey ve arkadaşları 2 gün önce hareket ettiler. Küçük Ahmet Bey ve Hamdi Bey Nikolinski''ye nasıl geldiler, ne kadar zamanda geldiler pek hatırlamıyorlardı. Fakat işte "Ekmekçi Klement"in fırınının karşısındaydılar. İki arkadaş sevinçten az daha bayılacaklardı. Fakat sevinçleri fazla sürmedi. Çünkü Klement yoldaş kendilerini tanımıyordu! Ruble ve rapiska kelimelerini duyunca daha da telaşlandı. Fırın tezgahına iki hamur ekmek koydu ve "Alın bunları, istasyona yollanın" demekle yetindi. Belki de fırında çalışan işçilerin kendisini ihbar etmelerinden korkuyordu. Şimdi ne yapacaklardı?!.

