Kaydet
a- | +A

Fatih Sultan Mehmed Han 1462''de Midilli adasını fethedince, adanın savunma ve muhafazası için gazilerden ikiyüz yeniçeri ile yeteri kadar sipahiyi orada bırakmıştı. Bunlar arasında, Adanın fethinde ziyade gayret ve fedakarlık gösteren ve Padişahın hususi iltifatına kavuşan Yakub adında bir sipahi vardı. Kendisine adada timar verilen ve bu yeni dirlikten memnun olan Yakub, Vardar Yeniceli bir sipahinin oğluydu. Yakışıklı bir yiğitti...

İshak, Oruç, Hızır ve İlyas... Aradan yıllar geçti... Herkes tarafından sevilen Yakub, yerli bir kadınla evlendi. İshak, Oruç, Hızır ve İlyas adında dört oğlu oldu. Çocuklar hem İslam terbiyesi ile büyüyorlar, hem de adadaki Rumlardan denizciliğin yanı sıra Rumca ve İtalyanca da öğreniyorlardı. İstanbul ile Mısır arasında uğrak yeri olan Midilli limanı, her zaman ticaret gemileri ile dolu olurdu. Yakub bazan çocuklarını alır, gemilere bindirip gezdirirdi. Hepsinin tek hedefi denizci olmaktı. Bir gün akşam yemeğinden sonra bütün aile bir arada oturuyorlardı. Oruç, babasına uzun uzun dert yandı: -Bizim de bir teknemiz olsa, buradan aldığımız malları başka limanlara götürür satardık. Biz kazanır, evimizi geçindirirdik. Artık sen çok ihtiyarladın! Aradan bir hafta-on gün geçti. Bir Perşembe akşamı balıktan dönen çocuklar, evde eşya namına bir şey kalmadığını gördüler. Ne o yerdeki pahalı canım halılar, ne de babalarının duvarda daima asılı duran Rumeli yadigarı altın kabzalı kılıcı vardı. Yakub, nesi var nesi yok satmış, Oruç''a ufak da olsa bir tekne donatmak için teşebbüse geçmişti. Oruç ağlayarak babasının ellerine sarıldı: -Ne yaptın baba! Benim için kurulu düzenini, evini neden darmadağın ettin? Ah keşke söylemeseydim. Yakub oğlunu kucakladı ve: -Biz ihtiyarız yavrum, bir ayağımız çukurda sayılır. İnşallah sen ailenin büyüğü olur, onlara bakarsın. İshak da sana yardım eder...

Oruç, bu ufak fakat yeni yelkenli ile Midilli adasından, kardeşi İlyas ile birlikte denize açıldığı zaman bütün aile limana geldi ve onları uğurladı... Bu olaydan sonra Yakub Ağa fazla yaşamadı. Onun vefatından sonra Hızır, küçük bir tekne kiralayıp, ağabeyi Oruç gibi denizlere açıldı...

"Padişahımız sağ olsun" 1501 yılı ortalarında Papa, Venedik ve Fransız gemilerinden oluşan bir Haçlı donanması topladı ve başına da Amiral Filip de Klers''i getirerek, Midilli adasını zaptetmek vazifesini verdi. Ada önlerine gelen bu donanma, karaya asker çıkararak kaleyi kuşattı. Fakat bir buçuk ay uğraşmalarına rağmen, bütün Midilli halkının topyekun yaptıkları kahramanca savunma karşısında muvaffak olamadı ve kuşatmayı kaldırıp çekilmek zorunda kaldı. İşte Oruç ve kardeşlerinin Haçlılara karşı kinleri o zaman başladı:

-Bir gün gelecek bunun intikamı alınacaktır, padişahımız sağ olsun, diyorlardı...

ÖNE ÇIKANLAR